Archive for Haziran, 2013

En Eğlenceli Hafta

Küçük Ağaç’ta tempo hızlı, gündem yoğun. 2012-2013 eğitim yılını nihayete erdirirken ardı sıra organizasyonlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu yoğunluk içerisinde bloğumuzun güncellenmesi zaman zaman gecikebiliyor. Öte yandan mümkün olduğunca konu atlamamaya, gecikmeli de olsa özel günlerimizi, organizasyonlarımızı ve paylaşımlarımızı sizlere aktarmaya özen gösteriyoruz. Geçtiğimiz hafta da atlanmaması gereken zaman dilimlerinden biriydi. Çünkü yüksek ihtimalle bu senenin en eğlenceli organizasyonlarından ikisine sahne oldu.

Geçtiğimiz haftayı özel kılan öğrencilerimizin pazartesi sabahı okula babalarıyla gelmeleriydi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da babalar gününü okulumuzun bahçesinde organize ettiğimiz kahvaltı eşliğinde kutlamak üzere misafirimiz oldular. İkramımız olan gözlemelerden yediler; çocukları, çocuklarının arkadaşları ve onların babalarıyla keyifli bir sabah geçirdiler. Öğrencilerimiz için de çok özel bir sabahtı. Babalarının hazırladıkları tabaklardan gözlemelerini yerken mutlulukları yüzlerinden okunuyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Böyle güzel başlayan bir haftanın keyfini daha da arttırmak için bir de parti organize ettik. Bir Barış Manço partisi. Çocuklar Manço gibi giyindiler; yüzüklerini, kolyelerini taktılar. Kimisi gitarını da yanında getirmişti. Pek çoğu yüzüne bıyık çizmeyi de ihmal etmedi. Ve partimiz Barış Manço şarkıları eşliğinde başladı. Hava hiç de ayaz değildi. Ama arkadaşımız eşek bizimleydi. En yüksek sesimizle önce “A” dedik, ardından “Y”, sonra bir de “I”. Dans ettik, şarkılar söyledik ve o kadar çok güldük ki bıyıklar gülücükleri gizleyemedi.

DSC_5168

DSC_5170

DSC_5142 DSC_5203

DSC_5192

Bu kadarla da bitmedi aslında. Bahçemize çiçekler ektik. Dut silkeleyip dut yedik. Bir de renkli aile katılımımız vardı. Ama bu da başka bir yazının konusu.

Artık haziran ayının ve eğitim yılının sonuna yaklaşıyoruz. Sene sonu gösterimize sayılı günler kaldı. Hazırlıklarımız büyük bir heyecanla devam ediyor. Pazar günü geldiğinde perde açılacak ve çocuklar sene boyu gerçekleştirdikleri çalışmaları aileleri için sergileyecekler. Bu yılın finali için hazır mısınız?

Reklamlar

Leave a comment »

En Uzun Piknik

Geçtiğimiz Pazar günü Küçük Ağaç Pikniği için bir araya geldik. Bu yıl adres farklıydı; Cumhuriyet Köyü’nde buluştuk. Fakat günün akışı aynıydı. Yine kahvaltımızı yaptık ve ardından mangala geçtik. Eğlencemiz farklıydı. Bu yıl oyunlardan çok değil müzikte, şarkılarda birleştik. Keyfimiz aynıydı. Ağaçların oluşturduğu yemyeşil fonun önünde yüzlerce fotoğraf çekildi. Çocukların doyasıya eğlencesini, soframızın keyfini ve gülen yüzlerimizi yansıtan yüzlerce fotoğraf…  Şarkılarla çınlayan sesimizi ya da dost sohbetlerimizi aktaramasalar da günü en güzel şekilde özetleyecek olan kelimelerden çok görüntüler olacak galiba. O halde fazla söze gerek yok.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Geçen yıllar bize şunu gösterdi; okulumuzda çok değerli dostlukların temelleri atılıyor. Öğrencilerimiz Küçük Ağaç’taki eğitim hayatlarını tamamlarken bizler de, anne, babaları da çok güzel dostlar ediniyoruz. Ve bu dostlukların pekiştirildiği yer de büyük ölçüde Küçük Ağaç piknikleri oluyor.

Bu yıl da velilerimizle, arkadaşlarımızla, dostlarımızla bir arada inanılmaz keyifli bir zaman geçirdik. Hemen hemen tüm öğrencilerimiz oradaydı. Oyunlar oynadık, resimler çizdik, uçurtma uçurduk, ata bindik, koştuk, sallandık, zıpladık, yuvarlandık. Kediler sınıfından Defne Şekercioğlu’nun babası Genco Bey’in gitarı ve güzel enerjisi eşliğinde bütün gün şarkılar söyledik, dans ettik. Bu senenin “kıdemlileri” Kediler ve Zürafalar sınıfı velilerimizdi. Ve biz onların oluşturduğu bütünlüğü, dostluğu gördük bu piknikte. Öğrencilerimizin ilk arkadaşlıklarının sağlam temellerini gözlemledik.

Bu, en uzun piknikti. Ne sohbet bitti, ne müzik. Biz bu yıl evlere çok geç dönebildik.

Leave a comment »

Biraz Sanat Biraz Alışveriş

Dün Küçük Ağaç için çok özel ve yoğun bir gündü. Sene sonu sergimizi açtık. Geleneksel Küçük Ağaç Ekolojik Pazarını kurduk. Ve sonrasında saatler aktı gitti. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme, üzerimizde tatlı bir yorgunlukla günü bitirdiğimizde hava kararmıştı. Ve hızla geçen günden bize hoş sohbetler, güzel paylaşımlar ve tezgahlardaki sebze ve meyvelerin mis gibi kokuları kaldı.

Ama şimdi biz o hızı biraz düşürelim ve en başa, dün sabaha dönelim. Yağmur beklentisiyle güne başlayan İstanbul’da biz okulun kapısını şansımıza güvenerek açtık. Güneşin bizi yalnız bırakmayacağına inanarak ilk iş olarak sergimizi kurduk. Bu yıl farklı bir yerleşim tercih ettik. Çocukların sene boyu katıldıkları atölye çalışmalarında ortaya çıkardıkları işler arasından öğretmenlerinin seçtikleri birkaç eseri yangın merdiveninin demirlerine astık. Bunların yanına bir de seramik çalışmalarını yerleştirdiğimizde rengarenk bir sergi çıktı ortaya. Önce çocuklar gezdi sergiyi. Kendi eserlerini gördükçe yüzlerine yerleşen mutluluk ve heyecan görülmeye değerdi.

DSC_4316

DSC_4327 DSC_4338 DSC_4333

 

Öğle saatlerine doğru mezun öğrencilerimizden Kuzgun Üsküdarlı ve annesi Raife Hanım bize katıldılar. Önceki yıllarda gerçekleştirdiğimiz ekolojik pazar organizasyonlarımızda da bizi yalnız bırakmayan, velilerimizle gerçekleştirdiğimiz paylaşımlara konuşmacı olarak katılan Raife Hanım bu yıl beş ve altı yaş öğrencilerimizle birlikte fide dikimi yaparak destek verdi bize. Çocuklarla arka bahçede bir araya geldi. Her birini tek tek yanına alarak önce onlardan domates ve biber fidelerinin tüylü saplarına dokunmalarını ve fideleri koklamalarını istedi. Ardından fidelerini dikmelerine yardım etti. Artık her bir öğrencimizin gelişmesini, kıpkırmızı bir domates veya yemyeşil bir biber vermesini beklediği bir fidesi var arka bahçemizde.

DSC_4360 DSC_4365

Çocuklar sergiyi gezer, bir kısmı da fidelerini dikerken Geleneksel Küçük Ağaç Ekolojik Pazarı kuruldu ve öğle saatlerinde satışa başladı. Bu defa öğrencilerimiz evde anne ve babalarıyla hazırladıkları listelerini ve cüzdanlarını yanına alıp alışveriş için bahçeye çıktılar. Mis kokulu doğal ürünleri tek tek incelediler, kendi elleriyle seçtiler, kese kağıtlarına doldurdular. Öğretmenlerinin de yardımıyla paralarını ödeyerek alışverişlerini tamamladılar. Pek çoğu için bu bir ilkti. Anne ya da babaları yanlarında olmadan, evlerinin bir ihtiyacını karşılamak üzere pazara gittiler. Bu defa yüzlerinden üstlenmiş oldukları sorumluluğun yarattığı ciddiyet okunuyordu.

DSC_4414

DSC_4441

IMG_7075

IMG_7098

IMG_7124

Pazarımızın kurulmasıyla birlikte velilerimiz de okulumuza gelmeye başladılar. Önce sergimizi gezdiler. Ardından tezgahlardaki doğal ürünler arasından seçimlerini yaparak alışverişlerini gerçekleştirdiler.

DSC_4319

IMG_7140

IMG_7174

Dediğimiz gibi, yoğun ve çok güzel bir gündü. Zaman hızla akıp geçti. Hava karardığında yorgunduk belki ama sergimizi ve ekolojik pazarımızı keyifle topladık. Ve her yıl olduğu gibi bu yıl da aynı cümleyle özetledik günümüzü; “Her şey çok güzeldi.” Bunu söyleyebilmekten daha keyifli ne olabilir ki??

Leave a comment »

Yürüyen ağaçlar ve eylem yapan insanlar (4 Haziran 2013)

İnsanlar yürür. Köşkler yürür. Peki ya çınarlar?

Hiç köşk yürüyebilir mi demeyin. Bundan tam yetmiş üç yıl önce Yalova’da küçük bir köşk yürüdü. Nasıl mı? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk 1929 yılında Yalova’da bir köşk yaptırmıştı. Deniz kıyısında, bir çınar yanında… 1936 yılında çınarın dalları köşke değmeye başlayınca bahçıvan dallardan kesmek istedi. Ancak Atatürk çınarın bir dalının kesilmesindense köşkü yürütmeyi önerdi. Köşk, İstanbul’dan gelen tramvay rayları üzerinde sekiz çocuk adımı yürütüldü. Bu köşk şimdi Yürüyen Köşk adında bir müzedir. Ancak hikâye tam da burada başlar. Ya bir gün Yürüyen Köşk Müzesi’nin yanındaki tarihi çınar kalkıp giderse? Sahil boyunca yürüyüşe geçerse? Hem tüm çocuklar da peşlerinden…

(Kitabın arka kapak tanıtım metninden.)

Gezi Parkı Direniş’ini hep birlikte takip ettiğimiz bu günlerde çocuklarla paylaşmak için elverişli bir kaynak “Yürüyen Çınar”. Kendi kitaplarını kaynak olarak kullanmak zorunda kalan biri olarak ilk kez yazdıklarımı yaşıyor gibiyim. Çocuklar büyük bir keyifle öyküyü benden dinlediler. Ben de onlara sesli okurken çok eğlendim doğrusu. Sonra ne mi yaptık? Siz de canım, elbette resim yaptık.

Çok güzel, yıkılmayan, dik duran ağaçlar çizdik ve de yürüyen insanlar!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Yürüyen Çınar “, Simla Sunay, Resimleyen: Reha Barış, Remzi Kitabevi, 2009

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: