Archive for Ayın Sanatçısı

Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağaları

Ocak ayını Osman Hamdi Bey’e ayırdık. Onun eserlerini inceledik. Ondan esinlenerek atölye çalışmaları yaptık. En çok da “Kaplumbağa Terbiyecisi” isimli tablosu dikkatimizi çekti. Ve geçtiğimiz hafta bu tabloyu görmek üzere Pera Müzesi’ne bir gezi düzenledik. Fakat müzede Osman Hamdi Bey’in kaplumbağalarının yanı sıra farklı sergiler de yer alıyordu. Hep birlikte bu sergileri de dolaştık.

İlk olarak “Kahve Molası” sergisini gezdik. Burada Kütahya çini ve seramiklerinden oluşan rengarenk kahve fincanları yer alıyordu.

P1040934

“Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu”nda ise prehistorik çağlardan günümüze Anadolu’da kullanılmış başlıca ağırlık ve ölçü aletleri yer alıyordu. Alışverişte, denizcilikte, mimarlıkta ve kuyumculukta kullanılmış ağırlık, uzunluk ve hacim ölçme aletlerini gördük. “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinde ise 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunmuş elçilerin portreleri, katıldıkları törenleri yansıtan tablolar vardı.

P1040964

Gezimizin sonunda Osman Hamdi Bey’in eserlerine ayrılmış olan özel bölümü gezdik. Sanatçının birkaç haftadır incelediğimiz eserlerini yakından gördük.

P1040979

P1040981

Yüz yıl önce yaşamış bir Türk aydınını tanımak için çıktığımız gezi, bizi zamanda çok daha gerilere, Osmanlı Dönemi’ne hatta daha da öncesine götüren bir yolculuğa dönüştü. Ama tabii ki yolculuğumuzun finalini Osman Hamdi Bey’in kaplumbağaları yaptı.

Reklamlar

Leave a comment »

Miro ve Figürleri

Küçük Ağaç’ta Aralık ayının sanatçılarından biri Joan Miro. Öğrencilerimiz geçtiğimiz iki haftayı onun eserlerini inceleyerek geçirdiler. Onun figürlerinden ve sembollerinden esinlenerek kendi eserlerini oluşturdular. Aralık ayının sonuna kadar da benzer çalışmalara devam edecekler. Rengarenk bir dünya içerisinde olduklarını söylersek pek de abartmış olmayız.

Geçtiğimiz hafta bu renkli dünyadaki yolculuğumuzu biraz daha somutlaştırdık. Miro’nun Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenmekte olan eserlerini görmek için bir gezi düzenledik. Beş ve altı yaş grubu öğrencilerimizin katıldığı bu gezide çocuklar, fotoğraflarını gördükleri resim ve heykellerin asıllarını inceleme fırsatını yakaladılar.

20141211_125812

P1030239

Müze içerisinde fotoğraf çekilmesine izin verilmediği için Miro’nun eserleriyle buluşan öğrencilerimizi fotoğraflayamadık. O yüzden gezimizi birkaç satırla aktarmak istiyoruz. Sergiyi sanat ve seramik öğretmenimiz eşliğinde dolaşan çocuklar, çoğu resmin önünde durarak Miro’nun figürleri hakkında sohbet ettiler. Yıldızları, kuşları, kadınları, güneş ve ayı gördüler. Miro’nun hangi rengi ne amaçla kullandığını öğrendiler.

miro_15 miro_16

Sergide Miro’nun tuvalleri, heykelleri, baskıları ve halıları yer alıyordu. Öğrencilerimiz, sanatçının aynı figürleri, aynı renklerle fakat farklı tekniklerde çalışmış olduğunu gördüler. Gerçek objelerden oluşan heykelleri incelediler.

miro_13

On yıldır hiç kımıldatılmadan Miro Müzesi’nin önünde duran Kişi heykeli, sergide incelediğimiz son eserdi. Öğrencilerimiz bir heykelin nasıl yapıldığını bu heykel üzerinde öğrendiler. Miro bu heykele bademden bir gövde ve çakıl taşından bir çift göz hayal ederek başlamış. Ardından üç alçı model yapmış. Ve sonunda 5 cm boyundaki badem ve taştan yapılan model, 2 metrelik bronz bir heykele dönüşmüş. Kişi heykeli, küçük fakat yaratıcı bir fikrin nasıl kocaman bir sanat eserine dönüştüğünü hepimize açık bir şekilde gösterdi.

P1030250

Bizler Miro Sergisi’ni gezerken sanatçının figürlerle dolu rengarenk dünyasına keyifli bir yolculuk yaptık. Bu yolculuk bize Miro’nun sembollerden oluşan dilini çözme imkanını verdi.

Leave a comment »

En Eğlenceli Hafta

Küçük Ağaç’ta tempo hızlı, gündem yoğun. 2012-2013 eğitim yılını nihayete erdirirken ardı sıra organizasyonlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu yoğunluk içerisinde bloğumuzun güncellenmesi zaman zaman gecikebiliyor. Öte yandan mümkün olduğunca konu atlamamaya, gecikmeli de olsa özel günlerimizi, organizasyonlarımızı ve paylaşımlarımızı sizlere aktarmaya özen gösteriyoruz. Geçtiğimiz hafta da atlanmaması gereken zaman dilimlerinden biriydi. Çünkü yüksek ihtimalle bu senenin en eğlenceli organizasyonlarından ikisine sahne oldu.

Geçtiğimiz haftayı özel kılan öğrencilerimizin pazartesi sabahı okula babalarıyla gelmeleriydi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da babalar gününü okulumuzun bahçesinde organize ettiğimiz kahvaltı eşliğinde kutlamak üzere misafirimiz oldular. İkramımız olan gözlemelerden yediler; çocukları, çocuklarının arkadaşları ve onların babalarıyla keyifli bir sabah geçirdiler. Öğrencilerimiz için de çok özel bir sabahtı. Babalarının hazırladıkları tabaklardan gözlemelerini yerken mutlulukları yüzlerinden okunuyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Böyle güzel başlayan bir haftanın keyfini daha da arttırmak için bir de parti organize ettik. Bir Barış Manço partisi. Çocuklar Manço gibi giyindiler; yüzüklerini, kolyelerini taktılar. Kimisi gitarını da yanında getirmişti. Pek çoğu yüzüne bıyık çizmeyi de ihmal etmedi. Ve partimiz Barış Manço şarkıları eşliğinde başladı. Hava hiç de ayaz değildi. Ama arkadaşımız eşek bizimleydi. En yüksek sesimizle önce “A” dedik, ardından “Y”, sonra bir de “I”. Dans ettik, şarkılar söyledik ve o kadar çok güldük ki bıyıklar gülücükleri gizleyemedi.

DSC_5168

DSC_5170

DSC_5142 DSC_5203

DSC_5192

Bu kadarla da bitmedi aslında. Bahçemize çiçekler ektik. Dut silkeleyip dut yedik. Bir de renkli aile katılımımız vardı. Ama bu da başka bir yazının konusu.

Artık haziran ayının ve eğitim yılının sonuna yaklaşıyoruz. Sene sonu gösterimize sayılı günler kaldı. Hazırlıklarımız büyük bir heyecanla devam ediyor. Pazar günü geldiğinde perde açılacak ve çocuklar sene boyu gerçekleştirdikleri çalışmaları aileleri için sergileyecekler. Bu yılın finali için hazır mısınız?

Leave a comment »

Uçan Kalem Bulundu

Hepimizin bildiği, resimlerini tanıdığı bir ressam; Bedri Rahmi Eyüboğlu. Onun sanatından etkilenip çocuklara tanıtmaya karar veren bir yazar; Simla Sunay. Bu kitaptan etkilenip devamını hayal eden ve oyunlaştıran bir okul; Küçük Ağaç.

DSCF4471

Hayat bazen hoş temaslarla ilerliyor galiba. Biri diğerini etkiliyor, o diğeri de bir başkasını. Sonuç mu? Çok keyifli bir tiyatro oyunu, son sayfada kaldığı yerden sahnede ilerlemeye devam eden bir hikaye, gözlerimizin önünde canlanan karakterler, çocukların seyirci önündeki doğallıkları, heyecanlı eğitimciler, gurur dolu aileler…

DSCF4486

Drama öğrencilerimizin yazıp sahneledikleri keyifli tiyatro oyununu paylaşmak istiyoruz sizlerle. İsmi “Uçan Kalem Nerede?” Simla Sunay’ın “Mavi’nin Mutluluğu” kitabından yola çıkarak yazıldı. Çocuklar, kitabın devamını hayal ettiler, var olan karakterlere yenilerini eklediler ve oyun metnini yazdılar. Ardından da rol dağılımı yapıp uzun süre çalıştılar. Ortaya gerçekten de çok keyifli ve başarılı bir çalışma çıktı.

DSCF4473 DSCF4515

Oyunda birlikte çok güzel resimler yapan iki çocuk vardı; Mavi ile Cebiş. Mavi benekli kaplumbağanın getirdiği bir haberle çalışmalarına ara veriyorlardı. Bedri Rahmi’nin uçan kalemi (fırçası) kaybolmuştu. Birlikte onu aramaya başladılar.

DSCF4476

Uçan kalemi mavi benekli kaplumbağanınki gibi desenli bir kabuğa sahip olmak isteyen iki küçük kaplumbağa ödünç almıştı. Gerçek ortaya çıkınca hep birlikte uçan kalemi Bedri Rahmi’ye iade etmeye gittiler.

DSCF4494

Küçük kaplumbağaların bu isteğini anlayışla karşılayan ressam, onlar için bir çözüm üretti ve kabuklarını Mavi ile Cebiş’in boyayabileceklerini söyledi. Böylece minik ressamlar kabuk boyama işine koyuldular. Diğer küçük arkadaşları ise oyunlarına geri döndüler.

DSCF4502

Drama öğrencilerimizin hazırladıkları bu güzel oyuna iki mezun öğrencimiz verdikleri destekle katkıda bulundular. Oyunda Bedri Rahmi Eyüboğlu rolünü Küçük Ağaç’tan geçen sene mezun olan Sarp Besler üstlendi. Oyunda kullanılan çalı dekorunu ise okulumuzun iki yıl önceki mezunlarından Dora Horasan hazırladı. Onların bu destekleri sayesinde oyunumuz daha özel ve keyifli hale geldi.

DSCF4521

Öğrencilerimizin performanslarını izlemek üzere okulumuzda misafirimiz olan Mavi’nin Mutluluğu kitabının yazarı (aynı zamanda nisan ayının sanatçısı) Simla Sunay ve çizeri Gökçe Akgül, oyun sonrası çocuklarla sohbet ettiler ve onların sorularını cevapladılar.

DSCF4536

Drama öğrencilerimizin sunumu hepimiz için çok heyecan vericiydi. Aileler çocuklarının performanslarını, sanatçılarımız ise kendi hikayelerinin çocuklar tarafından tasarlanan devamını izlediler. Bizlerse uzun soluklu bir çalışmanın sonucunu gördük. Bu güzel çalışma için drama öğrencilerimizi ve öğretmenleri Duygu Seda Tomru’yu bir kere daha alkışlıyoruz.

Leave a comment »

Klee’nin Hatrı Kalmasın

Bir önceki yazımızda geçtiğimiz üç ay içerisinde ayın sanatçısı olarak belirlediğimiz ya da eserlerinden esinlenerek etkinlikler planladığımız üç sanatçıdan bahsetmiştik. Ocak ayının sanatçıları arasında yer alan Paul Klee’yi de bu sanatçılar arasına dahil etmemiz gerektiği düşüncesiyle yazımıza ufak bir ilave yapıyoruz.

Eserleri pek çok farklı akımla bağdaştırılan Klee’nin çocuksu eserleri de diğer üç sanatçınınkiler gibi öğrencilerimizin ilgisini çekti. Öğretmenlerimizin Klee’nin eserlerinden yola çıkarak planladıkları farklı sanat etkinliklerine katıldılar. Rengarenk çalışmalar yaptılar.

DSCF8866

DSCF8867

DSCF8862 DSCF8858

DSCF8863

Her ay birbirinden ilginç sanatçıları tanıyan ve pek çok farklı çalışmada yer alan öğrencilerimiz Mart ayında bir seramik sanatçısının eserlerini inceleyecek ve çamurdan eserler üretmeye başlayacaklar. Onlar eserlerini ürettikçe biz de buradan sizlerle paylaşacağız.

Leave a comment »

Calder, Koons, Kapoor

Geçtiğimiz üç ay içerisinde üç farklı sanatçıyla tanıştı çocuklar. Her biri de çağdaş sanatçılardı. Çocukların ilgisini çeken rengarenk, kocaman, hareketli, parlak eserler üretmişlerdi. Biz de bu sanatçılardan ve eserlerinden esinlendik, kendi eserlerimizi oluşturduk.

Aralık ayında Alexander Calder’le tanıştık. “Mobil”lerini, tel heykellerini inceledik. Resimlerinde kullandığı renkleri gördük. Ve çocuklar önce çizgiyi ve rengi tanıyarak başladılar çalışmaya.

DSCF6715

DSCF6707

DSCF6297

Ardından ilk heykel denemelerini yaptılar. Calder’in tel heykellerinden esinlenerek paket şeritlerinden kendi tel adamlarını oluşturdular.

DSCF7665 DSCF7678

Ocak ayındaki sanatçımız Jeff Koons’du. Ayna yüzeyli rengarenk heykeller yapan bu sanatçının eserleri çocukların çok hoşuna gitti. Üstelik de sıradan objelerin heykellerini yapıyordu. Koons’la tanıştıktan sonra çocuklar sanat öğretmenlerinin belirlediği atık materyalleri kullanarak eserler oluşturdular. Tahmin edebileceğiniz gibi bu materyallerden bazıları parlaktı.

DSCF0744

Şubat ayında konuğumuz Anish Kapoor’du. Pek çok sanat eleştirmeni tarafından dünyanın yaşayan en önemli ve en üretken heykeltıraşı olarak kabul edilen Kapoor’un eserleri Küçük Ağaç öğrencilerini de etkiledi. Onun parlak toplarından ve yuvarlak figürlerinden etkilenerek strafor topları renklendirdiler. Bu toplarla daha sonra bir kompozisyon oluşturdular.

DSCF0752

Kapoor’un eserlerinin büyüklüğü de dikkat çekiciydi. Ve Küçük Ağaç öğrencileri kendi kocaman heykellerini ürettiler. Atöyemizdeki rengarenk atık materyalleri kullandılar. Sonunda ortaya kendileriyle aynı boyda bir insan heykeli çıktı.

DSCF1082

IMG_6297

IMG_6295 IMG_6327

IMG_6341

IMG_6346

Ne dersiniz? Kapoor’un heykelleri kadar olmasa da epey büyük görünmüyor mu? Ve en az onunkiler kadar izleyicisine mutluluk aşılıyor.

Leave a comment »

Aaa! Elvis Presley!

Deri ceketler, gitarlar, favoriler, geriye taranmış saçlar… Bugün okulun en renkli günlerinden biriydi. Partimiz vardı. Elvis Presley partisi… Tüm öğrenciler ve öğretmenler Elvis gibi giyindiler. Elvis müzikleri eşliğinde, Elvis gibi dans ettiler. Çok ama çok eğlenceliydi.

Her partide olduğu gibi bu partide de açılışı mini defileyle yaptık. Defilesiz bir parti olabilir mi? Herkes büyük bir özenle hazırlanmıştı. Çok başarılı Elvis kostümleri vardı. Her birini keyifle izledik.

Sonrası bol bol dans… Çocukların Elvis danslarını seyretmek gerçek anlamda görsel bir şölendi bizim için. O kadar güzel gözlemlemişler ki her biri küçük birer Elvis’e dönüşüverdiler. Kimi gitarını çalarak kimi mikrofonuna şarkılar mırıldanarak dans etmeye başladı.

Yaklaşık yarım saat boyunca hep birlikte eğlendik. Bacaklarımızı salladık, ayaklarımızı kaydırdık ve partinin finalini de Elvis gibi yaptık; dizlerimizin üzerinde kayarak.

Bu parti bize gösterdi ki okulumuzda Elvis’in pek çok küçük hayranı var. Eğer evde onun müziklerini çalacak olursanız sizler de bunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: