Archive for Ocak, 2012

Dali’nin Bıyıkları, Balonlar ve Bolca Hayalgücü

Ocak ayının ressamı olan Salvador Dali’yi çocuklara tanıtırken önce onlara ressamın bir fotoğrafını gösterdik. İlk dikkatlerini çeken bıyıkları oldu. Dali’nin bıyıklarını çok ilginç buldular. Ardından bakışları ilgilerini çekti. Çok şaşkın baktığını söylediler. İyice dikkatli bakanlar, kravatının ve yeleğinin desenini kucağında tuttuğu kedinin kürküne benzettiler. Böylece Salvador Dali, eserlerinden önce kendine has tarzıyla çocukların hayatına girmiş oldu.

İlerleyen günlerde her çocuk dudağının üzerinde çizilen bir Dali bıyığı eşliğinde kendi eseri üzerinde çalışma fırsatını yakaladı.

Ressamın eserlerini de inceledik birlikte. Dali’nin eriyen saatlerini, uzun bacaklı fillerini, yumurtalarını ve bir örtü gibi ucundan tutup kaldırdığı denizlerini artık tanıyoruz. Pek çok eserinde eşi Gala’yı resmettiğini gördük. Yemeğe olan tutkusunu, çocukken hayalinin aşçı olmak olduğunu da biliyoruz. Hatta geçtiğimiz hafta gezdiğimiz Salvador Dali Sergisi’nde, bu öğrendiklerimizin çoğunu sergilenen eserlerde görme imkanını da bulduk. Eriyen saatler, gücü temsil eden filler, hayatı simgeleyen yumurtalar ve Gala… Hepsi resimlerin içindeydiler.

 

Dali’nin yumurtaları oyunlarımıza kadar girdi. Bu hafta en keyifle oynanan çember oyunu çürük yumurta oldu.

 

Çocukların sahip oldukları (ve Dali’den pek de geri kalmayan) o sonsuz hayalgücü bu hafta da oyunlarına yansıdı. Yağmurdan sonra bahçede onları bekleyen minik bir su birikintisi balıkçılığa özendirdi hepsini.

Öğretmenlerinin dağıttığı hayali balonları uçurdular gökyüzüne. Renkli paraşütlerinin üstünde toplarını zıplattılar, ardından altına girip kendileri top gibi zıpladılar. Hayalgücü devreye girince oyunlar çok daha keyifleniyor.

Balonlardan söz açılmışken bu hafta bol balonlu günler geçirdik. Sadece hayali balonlarla oynamadık şüphesiz. Balon şişirdik, balon patlattık, balon hikayeleri dinledik, sınıfımızı balonlarla süsledik ve balonlardan adamlar yaptık.

Güzel sürprizler de oldu bu hafta. Zebralar sınıfından Ava erken “sevgililer günü kurabiyeleri” hazırlamıştı arkadaşları için. Mutfağa çıkıp kakaolu sütlerini hazırlamadan önce kurabiyelerini paylaşıp yediler.

Kediler sınıfından Defne ve Emre okul kütüphanemize kitap bağışında bulundular.

Zürafalar sınıfından Akın Uras Can’ın babası Erkut Bey Aile Katılımı kapsamında okulumuza geldi ve bir arkadaşıyla birlikte çocuklara gitar çaldı. Uzun süredir Aile Katılmında müzik dinlemiyorduk, hepimiz için güzel bir değişiklik oldu.

 

Zürafalar sınıfından Ayşenaz Oğuzlu’nun doğum günü kutlaması da bu haftaydı. Ayşenaz artık 6 yaşında.

Ve mezunlarımızdan Kuzgun, Metehan, Dora ve Ali Cahit geldiler Küçük Ağaç’ı ziyarete.

Dali’yle içli dışlı, bıyıklı ve şaşkın Ocak ayına önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz son birkaç çalışmayla veda ediyoruz. Önümüzdeki ayın sanatçıları Türk. Biri çok sevdiğimiz bir müzisyen, diğeri ise bir heykeltraş. Bol bol müzik dinleyerek ve üç boyutlu eserler üzerinde çalışarak bu iki değerli sanatçıyı tanıyacağız. Keyifli bir Şubat ayı bizleri bekliyor.

Reklamlar

Leave a comment »

Kitaplar ve Oyuncaklar

Bir çocuk için en keyifli şeyler olsa gerek, önce oyuncaklar, sonra kitaplar. Bol bol onlardan bahsettik Küçük Ağaç’ta bu hafta. Hatta kitaplar söz konusu olduğunda oldukça üretken bir hafta geçirdiğimizi söylemek de mümkün. Kitaplar mı yazılmadı, dergiler mi çıkarılmadı, kitap ayraçları, kitap kapakları mı hazırlanmadı… Peki ya oyuncaklar… Oyuncaklar ve kuklalar da yapıldı bu hafta okulumuzda. Yetmedi kendimiz oyuncak olduk, oyunlar kurduk. Uzun lafın kısası minik ellerde ya kalem vardı, ya oyuncak.

Haftanın ne kadar keyifli geçeceği daha ilk günden yağan karla belli olmuştu zaten. Pazartesi günü kendini gösterip salı günü eriyen, giden karın keyfine varmak için oyun saatinde heyecanla bahçeye koştuk.

Okula girince de aldık kalemleri elimize. Çocuklar bütün yaratıcılıklarını hikaye yazmak ya da hikayelerini resimlendirmek için kullandılar.

 

Okul kütüphanesini ziyaret ederek uzun ve keyifli bir söyleşi yaptılar. Kütüphanelerden nasıl faydalanılabileceği, kütüphane kurallarının neler olduğu ve neden konulduğu gibi konulardan bahsettiler. Kitaplar hakkında konuştular, en eski kitaplardan başlayarak çağımızda basılan kitaplara kadar pek çok ilginç soru sordular. Söyleşinin geneli öğrencilerimizin herbirinin kitapları sevdiklerini, onlara değer verdiklerini ve onları nasıl muhafaza etmeleri gerektiğini bildiklerini gösterdi.

 

Zürafalar sınıfı öğrencileri hafta boyu yoğun bir şekilde çalışarak hazırladıkları okul dergileri için en uygun yerin okul kütüphanesi olduğunu düşünmüşlerdi. Bu sebeple ziyaretlerinin sonunda Meraklı Zürafalar isimli dergilerini kütüphaneye verdiler. Daha doğru ifade etmek gerekirse, dergiyi kütüphaneye ufak bir bedel karşılığında sattılar. Çok çalışarak hazırladıkları bu dergiden kazandıkları parayla kendilerine çubuk kraker aldılar.

 

Onlar çubuk krakerlerini yiyerek yorgunluklarını atarken Meraklı Zürafalar dergisi de kütüphane rafındaki yerini aldı. Arzu edenler okulu ziyaret ettiklerinde dergiyi görebilirler. Geniş bir kadro tarafından hazırlanmış zengin içerikli bir dergi Meraklı Zürafalar. Maymunların Dünyası ve Aslanların Yarışı hakkında oldukça ilginç bilgiler aktarıyor. Keyifli bir etkinlik yapmak ve kendi eserini oluşturmak isteyenler için origami tekniği ile cüzdan yapımı anlatılıyor. Dergide ayın oyunu olarak Yattı Kalktı tanıtılmış. Bilmeceler bölümünde pek çok yeni bilmece bulmak mümkün. Sevimli Hayvanlar şarkısını öğrenmek isteyenler de Meraklı Zürafalar dergisine bakabilirler. Ve mutfağa ilgi duyanlar havuçlu pasta tarifini mutlaka denemeliler.

Kelebekler ve Zebralar bütün haftayı oyuncaklarıyla geçirdiler. Keyifleri fazlasıyla yerindeydi. Oyuncaklarını incelediler. Kendi özgün oyuncaklarını yaptılar. Sarı Partisi düzenlediler ve sarılar içerisinde okula gelip sarı oyuncaklarla oynadılar.

 

Orff oyunlarında bile konu oyuncaklardı. Fakat bu defa kendileri kukla oldular.

 

Kediler, atölyeye girerek kendi guirolarını yaptılar. Sonra da boyunlarına asıp çaldılar. Asılları kadar keyifli ses verdi kedilerin guiroları da.

Geçtiğimiz haftayı kitaplarla böylesine haşır neşir geçirirken güzel bir de olay yaşadık. Zebralar sınıfı öğrencilerinden Ali Gökçe çok hoş bir sürpriz yaparak okul kütüphanesine birbirinden güzel kitaplar hediye etti. Onun sayesinde pek çok yeni kitabımız oldu ve kütüphanemiz biraz daha zenginleşti. Teşekkürler Ali Gökçe.

Geçtiğimiz hafta ilköğretim okulları ve liseler yarıyıl tatiline girdiler. Küçük Ağaç’ın eski mezunlarından Kerem Kondul, cuma günü karnesini alarak okulumuzu ziyarete geldi.

 

Önümüzdeki hafta benzer ziyaretlerle geçecek. Dolayısıyla bizler eski ve yeni öğrencilerimizle geçireceğimiz bu yeni haftayı heyecanla ve merakla karşılıyoruz. Herkese iyi haftalar!

 

Leave a comment »

Küçük Ağaç’ta Kariyer Günleri

Çok yoğun bir haftayı geride bıraktık. Küçük Ağaç’ta Kariyer Günleri vardı geçen hafta. Erken yaşta mesleklerini tutan çocuklar bir yandan ciddiyetle işlerini yaptılar, bir yandan da mesleklerini birbirlerine tanıttılar. Örneğin alanının en saygın doktorları bizim okulumuzdaydı. Hele şu dönemde çok yoğun çalışmaları gerekti.

Görüntüsüne önem veren bayanlar soluğu kuaförde aldılar. Şu sıralar Küçük Ağaç’ta çok moda olan örgüyü tercih etti çoğu.

Kütüphane sorumlularımız araştırmalarınız için ihtiyaç duyduğunuz her türlü kaynağa ulaşmanız için ellerinden geleni yaptılar. Keçiler, inekler ya da kutup ayıları… Konunun ne olduğu hiç önemli değildi çünkü arşivleri çok zengindi.

Ayakkabı tamircilerimiz işlerine tutkuyla bağlıydılar. Yıpranan ayakkabıların bakımını seri şekilde yaptılar, özellikle bağcıklar konusunda çok hassas çalıştılar.

Ayakkabı tamirciliğinin Küçük Ağaç’taki en gözde mesleklerden biri olduğunu söylemek mümkün. Eğitimini bile verdik geçtiğimiz hafta.

Sanat aşkıyla fırçalarına sarılan ressamlarımız birbirinden güzel eserlere imza attılar.

Çanta ihtiyacımızı da kendi bünyemizde karşıladık. Gerek tasarım gerekse kalite kontrol anlamında titizlikle çalışan geniş bir ekip vardı Küçük Ağaç’ta.

Sıra eğlenmeye geldiğinde parti organizasyonlarıyla ilgilenen arkadaşlardan destek aldık. Harika temalı partiler düzenliyorlar. Geçen hafta düzenledikleri partide küçük küçük yırttıkları gazete kağıtlarını havalara atarak dans ettiler. Çok eğlenceliydi.


Aşçılarımız pizza hazırladılar bizim için. Tadı damağınızda kalacak, malzemesi zengin pizzalar yedik sayelerinde.
 

Küçük Ağaç’ın bünyesinde yer alan meslek dallarını gözden geçirirken bir tanesinin eksik olduğunu fark ettik. Okulda hiç avukat yoktu. Bunu fark edince Kediler sınıfından Onur’un annesi İlkay Hanım’dan destek aldık. Kendisi okulumuzu ziyaret ederek bizlere avukatlık mesleğini çok güzel bir şekilde tanıttı. Yanında avukat cüppesini de getirmişti. Konuşmasının sonunda çocuklara tek tek cüppesini giydirdi. Gerek İlkay Hanım’ın konuşmasının gerek de cüppenin etkisiyle bu mesleğe sıcak bakan, avukat olmak istediğini söyleyen birkaç öğrencimiz var artık.

Söylediğimiz gibi, yoğun bir hafta geçirdik. Çok çalıştık ve mesleklerimizin hakkını verdik. Kariyer Günleri sayesinde artık pek çok farklı meslek hakkında çok net bilgimiz var. Bu yoğunluk arasında Zürafalar sınıfından Akın Uras Can’ın doğum gününü de atlamadık. Yeni yaşına girerken hepimiz onun yanındaydık. Yeni yaşın kutlu olsun Akın.
 

Leave a comment »

Meslekler

Zürafalar sınıfı öğrencileri “Meslekler” konusu kapsamında ikinci sunumlarını gerçekleştirdiler bugün. Herbiri hafta başında seçtikleri birbirinden farklı meslekleri getirdikleri kostüm, malzeme ya da resimler eşliğinde tanıttılar. Çocuklar, edindikleri bilgileri kendi yorumlarıyla renklendirince ortaya çok keyifli bir sunum çıktı. Kediler sınıfının izleyici olarak katıldığı sunumdan bazı ufak notları sizlerle paylaşmak istedik.

Deniz, bir kostüm giyerek dansçılık mesleğini tanıttı. Ondan dansın müzik eşliğinde, özel kostümler ve ayakkabılarla yapıldığını öğrendik.

Meslek olarak ahşap oyuncakçılığını seçen Sarp, bu oyuncaklarla nasıl oyunlar yaratabileceğimizi anlattı ve ekran başında oynanan oyunların çocukların yaratıcılığını yokettiğini söyledi.

Bareti ve gözlüğüyle sunumunu gerçekleştiren Poyraz’dan inşaat mühendislerinin binalar, köprüler, barajlar ve özellikle de kuleler yaptıklarını öğrendik.

Ada, balerinlerle ilgili bir kitap getirmişti. Kitaptaki resimler eşliğinde bale pozisyonlarını, bale kostümlerini ve balerinlerin gösterilerine nasıl hazırlandıklarını anlattı.

Meslek olarak öğretmenliği seçen Ayşe Verda sunumunun sonunda “Bütün öğretmenler çiçektir,” diyerek kendisini izlemekte olan tüm öğretmenlerinin yüzünü güldürdü.

Egehan polisliği seçmişti. Belinde telsizi ve elinde pek çok resimle sunumuna başlayan Egehan’dan polislerin bizi hırsızlardan koruduğunu ve ceza kestiğini öğrendik.

Selim kameraman olmuştu. Kameramanlar bizim resimlerimizi ya da filmlerimizi çektiğinde televizyona çıkabileceğimizi ve annelerimizin bizi televizyonda görünce çok mutlu olacağını anlattı.
 
 

Doktor önlüğü ve aletleri eşliğinde sunumunu gerçekleştiren Ayşenaz ,bize pek çok farklı alanda çalışan doktorlar olduğunu söyledi. Kulağa, buruna, boğaza, gözlere, ciltlere, karaciğere, kırık ve çıkıklara farklı farklı doktorların baktığını anlattı.

Zeynep Su moda tasarımcılığını tanıttı. Getirdiği resimlerin de yardımıyla moda tasarımcılarının nasıl çalıştığını anlattı.

Akın’dan araba tamirciliğini dinledik. Resimler eşliğinde yaptığı sunumda araba tamircilerinin ne yaptığını birkaç cümleyle ve başarıyla özetledi. “Araba bozuk. Tamirci aranır. Tamirci arızayı belirler. İngiliz anahtarı, tornavida ve çekiç kullanır. Arabayı tamir eder. Araba eskisi gibi yepyeni olur.”

Son olarak Arya’dan hemşirelerin görevlerini öğrendik. Artık onların doktorlarla beraber çalıştıklarını, kan aldıklarını, hastaların ateşlerine baktıklarını ve tansiyon ölçtüklerini biliyoruz.

Bugün Zürafalar sınıfı öğrencilerinden on farklı meslek hakkında bilgi aldık. Herbiri ilgilerini çeken meslekler seçmiş, aileleri ile sunumlarına hazırlanmış, resimler, kitaplar, kostümler ve mesleklerinde kullanılan muhtelif araçlarla gelmişlerdi. Evde yaptıkları çalışmalardan kendilerini en çok etkileyen kısımları kendi yorumlarını da katarak bizlerle paylaştılar. Bu güzel sunum için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Leave a comment »

İtfaiye Gezisi

Bugün “Meslekler” konusu kapsamında Kediler ve Zürafalar sınıfları ile birlikte Kadıköy İtfaiyesi’ni ziyaret ettik. Çocuklar için çok heyecan verici olduğunu gözlemlediğimiz bu gezimizde İtfaiye ile ilgili pek çok bilgi aldık. 

Her şeyden önce İtfaiye’ye ulaşmak için 110’u çevirmemiz gerektiği bilgimizin bir kere daha üzerinden geçtik. Ardından İtfaiye’nin görevleri hakkında sohbet ettik. İtfaiye’nin yangınları söndürdüğünü ve ağaçlardan inemeyen kedileri kurtardıklarını öğrencilerimiz zaten biliyorlardı. Bize bilgi veren itfaiye memuru, İtfaiye’nin trafik kazaları ya da depremlerde mahsur kalan insanlara da yardım ettiğini anlattı.

İtfaiyecilerin yangın söndürürken özel bir kıyafet giydiklerini öğrendik. Memurlardan biri bu kıyafeti giyerek bize gösterdi. Ayaklarına uçları çelikten botlar, üstlerine ısıya dayanıklı tulumlar giyiyor, dumandan etkilenmemek için oksijen tüpü kullanıyor, başlarına boyun ve enselerini koruyan başlıklar, yukarıdan düşecek cisimlerden korunmak için kasklar takıyorlardı. Bu kıyafeti yangın yerine giderken, yolda giyiyorlardı.


İtfaiyecilerin kullandıkları araçlardan biri atlama minderiydi. Binalarda mahsur kalan insanları bazen bu minder yardımıyla kurtarıyorlardı. Bizim ziyaretimiz sonrasında itfaiyeciler bu minder üzerinde talim yapacaklardı. Dışarıda görevde olmadıkları zamanlarda kendi binalarında çeşitli eğitimlere katılıyorlar, çalışmalar yapıyorlar ve araçlarının bakımlarını gerçekleştiriyorlardı.

İtfaiye araçlarının birbirlerinden farklı olduklarını öğrendik. Kimisi su taşıyordu, kimisi de kullanılacak ekipmanları. Bunların yanı sıra üst katlara ulaşmalarını sağlayan yüksek merdiven araçları da vardı. Gezimizin sonunda bu araçlardan bir tanesinin içine girdik. Herkesin araçla ilgili yorumu aynıydı; “Çok yüksek.”

Kadıköy İtfaiyesi memurları gezimiz sırasında bizimle yakından ilgilendiler. Çocuklara verilen İtfaiye eğitimine çok önem verdiklerini söylediler. Çünkü çocukların büyüdüklerinde İtfaiye’nin çalışmalarını kolaylaştırmak adına bazı sorumlulukları bulunduğunu, bunlardan en basitinin de arabalarını oldukça geniş olan İtfaiye araçlarının sokaklardan rahatça geçebilmelerini sağlayacak şekilde park etmek olduğunu anlattılar. Biz bunu sadece yarının büyüklerine değil, bugünün büyüklerine de verilmiş bir mesaj olarak alıp burada aktarmak istedik.

Kadıköy İtfaiyesi’ne düzenlediğimiz gezimizin çocuklarımız için çok bilgilendirici olduğu kesin. “Kimler itfaiyeci olmak istiyor?” sorusuna kalkan parmakların gezi sonrasında hayli arttığını da söylersek hata etmiş olmayız.

Leave a comment »

Her Meslekten Bir Çocuk

Her bir öğrencimizi meslek sahibi yaptık geçtiğimiz hafta. Aklımıza gelen her mesleği dağıttık. En sevimli ressamlar, en titiz doktorlar, en becerikli tamirciler Küçük Ağaç’ta hizmet verdi hafta boyu.
 
Ressamlar tüm yaratıcılıklarını döktüler ortaya.
 
 
Doktorlar hiçbir detayı gözden kaçırmadılar. Her bir hastanın sırtını dinlediler, kulaklarını ve boğazını kontrol ettiler, tansiyonunu ölçtüler. Hasta olana ilaç yazdılar, aşı zamana gelenin aşısını yaptılar.
 
 
Ayakkabı tamircilerininse farklı uygulamaları oldu. İlginç bir şekilde hepsi ayakkabıların deri kısımlarının yanı sıra tabanlarını da boyadılar. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi varmış. Saygıyla karşıladık, karışmadık.
 
 
Mesleklerini icra etmedikleri zamanlarda farklı etkinliklere ve oyunlara katıldılar. Alüminyum folyodan farklı nesne ya da hayvanlar oluşturdular. Ve bunlar için renkli arka planlar hazırladılar.
 
 
Çelik üçgenin sesiyle pozdan poza girerek hep birlikte eğlendiler.
 
 
Ve bir çocuğun en keyif aldığı şeyle, suyla oynadılar.
 
 
Kediler ve Zürafalar’ın sınıflarındaysa “Kış” mevsimi iyiden iyiye kendini gösterdi. Bu mevsimde çevremizde gözlemlediğimiz değişiklikler hakkında sohbet ettiler. Kış sebze ve meyvelerini tanıdılar. Kışın uykuya dalan hayvanları öğrendiler. Konularıyla örtüşen oyunlar oynadılar. Kediler Orff saatlerinde kayak yaptılar. Acemi kayakçılar oldukları için de sık sık bir yerlere çarpıp düştüler.
 
 
 
 
Sanat dersinde yine farklı bir çalışma vardı bu hafta. Çocuklar ilk defa baskı tekniğini denediler. Masalarına çizdikleri resimlerinin kağıt üzerine baskılarını aldılar. Çok renkli ve çok keyifli eserler çıkardılar.
 
 
Çocuklar, geçtiğimiz hafta müzik dersinde ksilofonun başındaydılar. Farklı bir Orff müzik aletini daha kullanma fırsatını yakaladılar.
 
 
Aralık ayının son haftasında Zürafalar sınıfında bir aile katılımı etkinliği gerçekleşti. O hafta sadece yeni yıl partisine değindiğimiz için bu etkinliği aktaramamıştık. Ayşe Verda Metin’in annesi okulumuzu ziyaret ederek çocuklarla sohbet etti ve onlara Aytül Akal’ın Gezmeyi Seven Ağaç hikayesini okudu.
 
 
Geçen haftanın doğum günü çocuğu Zürafalar sınıfından Murathan Akarslan’dı. Altı yaşını dolduran Murathan’a nice mutlu yaşlar diliyoruz.
 
 
Önümüzdeki hafta meslek edinme sırası Kediler ve Zürafalarda. Farklı meslekleri tanıyacak hatta bir de gezi yapacaklar. Kim bilir, belki onlar da mesleklerine yeni boyutlar getirmeyi denerler.

Leave a comment »

Mutlu Yıllar

Bir parti düşünün, katılanlar arasında birbirinden güzel prensesler olsun. Batman ve Spiderman de gelsin o partiye. Zırhı ve miğferiyle cesur bir şövalye, kıpkırmızı bir kelebek, tatlı mı tatlı bir cadı, Noel Anne, Noel Baba, Mini Mouse ve dünyanın en küçük itfaiyecisi… Yanı sıra papyonuyla, kravatıyla en şık kıyafetlerini giymiş erkek çocukları ve rengarenk elbiseleri içerisinde güzeller güzeli kız çocukları… İşte biz geçtiğimiz hafta o partideydik.

Yeni yılın gelişini kutlamak için düzenlediğimiz bu partide hep birlikte çok eğlendik. Önce sihirbazlık numaraları izledik.

Ardından dans ettik.

Sıra geldi oyunlara. Her sınıf kendi içinde iki gruba ayrıldı. Maşayla top topladık, öğretmenlerin tuttuğu filelere top isabet ettirmeye çalıştık.

Rekabet tabii ki vardı, fakat oyunun sonunda hangi takımın kazandığı o kadar da önemli olmadı.

Amacımız keyifli vakit geçirmek, hep birlikte 2011’e veda edip 2012’nin gelişini kutlamaktı. Aynen de öyle oldu. Çok güzel bir partiydi ve biz çok eğlendik.

Diliyoruz ki 2012 hepimize mutluluklar ve güzellikler getirir. Herkese mutlu yıllar!

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: