Archive for Ocak, 2013

Modele Bakarak Çizmek (29 Ocak 2013)

Bu hafta modele bakarak çizdik. 3 boyutlu modellerimizi kâğıda geçirdik. Bu modeller evdeki plastik hayvanlardı. Hepsini masaya dizdik ve çizdik de çizdik…

3 boyutlu nesneye bakarak çizmek zordur. Ama çocukların elini geliştirmek için ara sıra başvurduğum bir yöntemdir. Bu hafta öykü de yok, bol bol çizim alıştırması.

DSCF9789

DSCF9805 DSCF9793

DSCF9804

Reklamlar

Leave a comment »

Haydarpaşa Tren İstasyonu

Kediler ve Zürafalar sınıfı bu hafta “taşıtlar” temasını işlemeye başladılar. Kara, deniz ve hava ulaşımında kullanılan taşıtlar hakkında bilgi alıyor ve bu araçları inceliyorlar. İlk akıllarına gelen ve en yakından tanıdıkları, otomobiller şüphesiz. Trafikte gördükleri diğer ulaşım araçları hakkında da epeyce bilgiye sahipler. Kara ulaşım araçları söz konusu olduğunda muhtemelen en sınırlı bilgiye ve deneyime sahip oldukları araç, trenler.  En azından düne kadar öyleydi. Dün, “taşıtlar” konusuyla örtüşen bir gezi gerçekleştirdik ve  Zürafalar sınıfından Deniz İpek Kurt’un babası Turgut Bey’in misafiri olarak Haydarpaşa Tren İstasyonu’na gittik.

DSCF9198

Haydarpaşa Tren İstasyonu’nda bize ilk olarak trenleri ve trenlerin markizlerini gösterdiler. Önce eski bir trene bindik. Koltuklarına oturduk. Camlarından dışarıyı seyrettik. O sırada bir makinist geldi ve bizi gruplar halinde markize aldı. Buradaki düğme ve kolların ne işe yaradığını anlattı. Direksiyon gibi görünen aletin aslında sadece treni hızlandırmaya ya da yavaşlatmaya yaradığını öğrendik. Trenler raylar üzerinde gittikleri için direksiyona ihtiyaç duymuyorlardı.

DSCF9196

DSCF9202

DSCF9208

Hemen ardından yeni trenlerden birine bindik. İlkinden oldukça farklıydı. Her şeyden yolcu bölümü ayrı vagonlardan oluşmuyor, tünel gibi uzayıp gidiyordu. Koltuklar yepyeniydi. Markiz bölümünde de daha çok düğme ve aynı zamanda treni ve istasyonu gösteren monitörler vardı.

DSCF9212

DSCF9214

Trenlerin yanından ayrılmadan önce bize yardımcı olan makinistten bir ricada bulunduk. Trenin düdüğünü öttürmek istedik. Bizi kırmadı ve birkaç kere düdüğü öttürüp Haydarpaşa ziyaretimizi orada bulunan herkese duyurduktan sonra trenlerin yanından ayrıldık. Tren İstasyonu’nun önünde yer alan, 1884 yılında yapımı tarihi lokomotifi inceledik.

DSCF9240

Gezimiz sadece trenlerle sınırlı kalmadı. Haydarpaşa’nın idari binasını da dolaştık. Önce güvenlik bölümüne gittik. Bu odada Tren İstasyonu’nun her yanını gösteren monitörler vardı. İstasyonun önünde yer alan bir kamera aracılığıyla bize İstanbul’un karşı kıyısını izlettiler. Topkapı Sarayı’nı gördük. Yaklaşmaktan olan vapur ve motorları inceledik. Hatta martılara zumladık. Son olarak binanın girişinde yer alan kameranın birkaç dakika önceki kayıtlarına dönerek kendimizi izledik. Kendilerini kocaman ekranda görmek çocukları epey keyiflendirdi.

DSCF9257

Güvenlik odasının ardından kumanda odasına geçtik. Yirmi dört saat açık olan bu odada tren hatlarının göründüğü kocaman, ışıklı bir pano vardı. Normal şartlarda ışıl ışıl olan pano, sadece Haydarpaşa – Pendik hattı açık olduğu için eskisi kadar yoğun değildi. Haydarpaşa’nın yollarını ve makaslarını gösteren ayrı bir pano daha vardı. Hepsini uzun uzun incelemeden bu odadan ayrılmadık.

DSCF9259

DSCF9264

İdari binanın en üst katı da çok keyifliydi. Bu katta, eskiden padişahın dinleme odası olan ve şimdi toplantılar için kullanılan odayı gördük. Ziyaretimizin sonunda bize güzel de bir sürpriz yaptılar. Çocukların her birine birer kitap ve balon hediye ettiler.

DSCF9292

Haydarpaşa Tren İstasyonu gezimiz çok heyecan vericiydi. Trenleri yakından inceleme imkanını yakaladık. İstanbul’un sembollerinden biri haline gelmiş tarihi Haydarpaşa Tren İstasyonu’nun idari binasını gezdik. İstanbul’u Haydarpaşa’dan izledik. Gezi öncesinde çocukların bir kısmı hiç trene binmemişti. Dönüş yolundaysa her biri makinist koltuğuna oturmuş, birkaç düğmeye dokunmuş ve hatların nasıl kontrol edildiğini görmüştü.

Leave a comment »

Kayıp Şeyim (22 Ocak 2013)

Bu hafta resimli çocuk kitabı dünyasında çok önemli bir ismi tanıdık Shaun Tan… Avusturalyalı, genç, çizer-yazar, özgün çizimleri ve cesur öyküleri ile tam bir ilham kaynağı. Eserleri bütün dünyada okunuyor, pek çok ödüle sahip. Bu sene ilk kez Türkçeleşen iki harika kitabını atölyemizde okumak ve verdiği ilhamla resim yapmak çok büyük keyifti. Çocukların eline sihirli değnek gibi dokunan ender sanatçılardan Shaun Tan’ı ömür boyu takip etmeleri dileğiyle…

Kızıl Ağaç öyküsünde her sayfada gizlenen kızıl yaprağı bulmak ve Kayıp Şey öyküsünde yaratıkımsı makineleri incelemek çok ilginçti. Kayıp Şey öyküsüne bağlı kalarak biz de kendi kayıp şeyimizi tasarladık. Hani şu kimsenin bakıp da görmediği, elini uzatmadığı, ortalık yerde duran… Belki de bizi bekleyen…

DSCF9113

DSCF9124

DSCF9119 DSCF9133

Kitap_1856537

Kitap_1957544

kayipsey2

Kızıl Ağaç, Shaun Tan, İthaki Yayınları

Kayıp Şey, Shaun Tan, İthaki Yayınları

Kayıp Şey’in Oscar da kazanan kısa film videosu:

http://www.snotr.com/video/10101/The_Lost_Thing_-_Short_Film

Shaun Tan’ın istasyonu:

http://www.shauntan.net/

Leave a comment »

En Değerli Zaman

Çocuklara sorsanız, onlar için okuldaki en değerli zaman şüphesiz arkadaşlarıyla oyun oynayarak geçirdikleri zamandır. Hatta daha da değerlisi, bahçede geçirdikleri oyun saatleridir. Hava nasıl olursa olsun öğretmenleri “Bahçe saati!” diye seslendiği an yüzlerine kocaman bir gülücük yerleşir. Heyecanla kapıya atılır, bir an evvel ayakkabılarını değiştirip, montlarını giyip bahçeye fırlamak isterler.

Hava nasıl olursa olsun demişken… 🙂

Eylül ayında yazın son günlerini yaşıyorduk. Çocuklar doya doya koşuyor, bahçe oyuncaklarının tadını çıkarıyor, kum havuzunda oynuyorlardı. Hava sıcak olduğu için üstlerinde ağırlık yapan montlar, paltolar yoktu. Serbestçe hareket ediyor, hatta bazı etkinliklerini de bahçede gerçekleştiriyorlardı. Okulumuzun bahçesi gerçekten de çok keyifliydi.

DSCF3081

DSCF2151

DSCF2298

 

Ekim ayı geldiğinde hava hala güneşliydi. Mont ve paltoya hala ihtiyaç duyulmuyordu. Sadece kıyafetlerin kolları uzamaya başlamıştı. Çocuklar çılgınca koşmaya devam ediyor, bahçe oyuncaklarıyla oynuyorlardı. Henüz yoğun bir yağmur olmadığından kum havuzu hala açıktı. Okulumuzun bahçesi gerçekten de çok keyifliydi.

DSCF3371

DSCF3406

DSCF3411

DSCF3610

 

Kasım ayıyla birlikte yağmurlar kendini gösterdi. Montlar ve yağışlı günlerde yağmur çizmeleri giyilmeye başlandı. Çocuklar bahçede biriken sularda yapraklar yüzdürmeye, birikintilere basarak eğlenmeye başladılar. Ne yazık ki kum havuzu kapandı. Ama bahçe oyuncaklarının keyfi hiç de azalmadı. Okulumuzun bahçesi gerçekten de çok keyifliydi.

DSCF4643

DSCF5360

DSCF5494

DSCF6115

 

Aralık ayı geldiğinde hava epeyce soğudu. Atkılar ve bereler takıldı. Fakat soğuyan hava bahçedeki keyfi hiç bozmadı. Çember oyunları da dahil olmak üzere tüm oyunlarımıza bahçede devam ettik. Çocuklar yine koştular, yine bahçe oyuncaklarında oynadılar, yine birbirinden eğlenceli oyunlar kurdular. Evet, hava soğuktu ama okulumuzun bahçesi gerçekten de çok keyifliydi.

DSCF7472

DSCF7482

DSCF7491

DSCF7914

 

Şimdi ocak ayındayız. Hava genelde soğuk. Sık sık yağmur yağıyor. Hatta kar yağdığı da oldu. Ama biz bahçeye çıkmayı bir gün olsun ihmal etmedik. Hava koşulları çok sert olmadığı ve oyun oynamamızı engellemediği sürece her gün mutlaka açık havaya çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. Neden mi? Çünkü çocuklar açık havada oynayarak vücutlarının ihtiyaç duyduğu oksijeni alıyorlar. Fazla enerjilerini atabiliyor, ince ve kalın motor becerilerini geliştiriyor, üstüne üstlük çevrelerini gözlemliyor ve keşfediyorlar. Fiziksel aktiviteleri artıyor. Koşuyor, tırmanıyor, zıplıyorlar. Onların bu hareketleri solunum, dolaşım ve sindirim sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlıyor. Ve her şeyden öte, çocuklar açık havada oynarken mutlu oluyorlar.

Yalnız bir sorunumuz var. Henüz karda oyun oynama fırsatını yakalayamadık. Kar tatili bitip de okula geldiğimizde tüm karlar erimişti ve biz öğrencilerimizle bahçeye çıkıp kardan adam yapma ya da kartopu oynama keyfini henüz yaşayamadık. Bekliyoruz… Elbet karda bahçenin tadını çıkaracağımız günler de gelecek.

 

Leave a comment »

Kutup Ayıları ve Avcılar (15 Ocak 2013)

Bu hafta resim ve öykü atölyemize Kutup Ayısı Koda adlı özgün resimli öyküyü okuyarak başladık. Ödüllü kitapta eli tüfekli bir avcı ve karlar arasında oynayan anne ve bebek Koda kutup ayısının karşılaşma – karşılaşamama hikâyesi anlatılıyor.

Avcı Boba, kutup ayılarının tek görünen kısımları siyah burunlarını hedef alır. Bebek Koda annesine sarılınca bilmeden burnunu kapatır. Avcıyı fark eden anne de bebeğine sarılır ve siyah burunlar görünmez olur. Üstüne üstlük kar fırtınası da çıkınca avcı avını gözden kaybeder ve elinde tüfeği ile çaresiz eli boş uzaklaşır.

İçinde silah figürü olan kitapları asla çocuklara okumam ama bu kitapta avcıyı tanımlamak ve ne kadar kötü göründüğünü çocuklarla paylaşmak için paylaşmayı gerekli buldum. Onca beyazlığın ve güzelliğin içinde siyah beyaz çizilen tüfek çok sevimsiz göründü çocuklara. Onları en çok şaşırtan ise kitabın tam ortasındaki kar fırtınasının geçtiği resim oldu. O resimde kardan başka hiçbir şey görünmüyordu.

Ardından strafor toplarla, kürdanlarla resmimize başladık. Renkleri büyük fırçalarımızla dilediğimiz gibi mukavvaya sürdük.

Resim yaparken siyah burunlarımızı fark edemiyorduk.

DSCF8794

DSCF8803

DSCF8773 DSCF8776

DSCF8793 DSCF8806 DSCF8808

DSCF8812

15 Ocak 2013 Kutup Ayısı Koda

Kutup Ayısı Koda,  Rury Lee, Resimleyen: Woory Bae, İthaki Yayınları, 2012

Kitabın İpad uygulaması var. İndirmek isteyenler için:

https://itunes.apple.com/us/book/coda-the-polar-bear/id444134243?mt=11

Leave a comment »

Zebraların Anneleri Küçük Ağaç’ta

Aile katılımları, Küçük Ağaç’ın en keyifli etkinlikleri arasında yer alır. Anneler ve babalar birbirinden ilginç etkinlikler planlayarak okulumuzu ziyaret eder ve yarım saat boyunca çocuklarla dolu dolu vakit geçirirler. Bugüne kadarki gözlemlerimiz çocuklar kadar anne ve babaların da bu ziyaretlerden keyif aldıkları yönünde. Ve o kadar güzel etkinlikler gerçekleşti ki  okulumuzda, bizler de blogumuzu yazmaya başladığımız günden itibaren bunları paylaşmadan edemedik.

Geçtiğimiz haftalar, aile katılımları açısından oldukça hareketli geçti. Zebralar sınıfından üç anne çocuklarının sınıfını ziyaret ederek onlarla renkli, keyifli etkinlikler gerçekleştirdi. İlk ziyaretçimiz Doğa Meleş’in annesi Aslı Hanım’dı. Çocuklarla atölyede buluşan Aslı Hanım onlar için ip, makarna ve renkli boyalar getirmişti.

DSCF8133

 

Makarnadan kolyeler yapmak üzere işe koyulan çocuklar önce makarnalarını boyadılar. Aslı Hanım da epeyce bir makarnayı önceden renklendirmiş, yanında getirmişti. Bir süre sonra onları da dağıttı çocuklara.

DSCF8159

 

DSCF8155

 

Son olarak rengarenk makarnalar iplere geçirildi ve birbirinden güzel kolyeler oluşturuldu.

DSCF8153

 

İkinci ziyaretçimiz Defne Taşkın’ın annesi Meltem Hanım’dı. Doktor olan Meltem Hanım, muayene esnasında kullandığı ve çocukların da aslında yakından tanıdığı aletlerini getirdi yanında. Her birinin ne işe yaradığını tek tek tanıttı. Ardından da çocukların aletleri kullanmalarına izin verdi.

DSCF8311

 

Önce steteskoplar çıktı ortaya. Çocuklar birbirlerinin kalp atışlarını dinlediler. Ardından da ateş ölçer, dil baskı çubukları, mezuralar, otoskop, refleks çekici, tansiyon aleti, enjektörler…

DSCF8318

 

Her bir alet tek tek kullanıldı. Çocuklar öğretmenlerinin tansiyonunu ölçtüler, oyuncaklarına iğne yaptılar. Bugüne kadar kendileri muayene olurken kullanılan aletleri oyuncakları ya da kendileri üzerinde olsa da kullanmak çocuklar için oldukça ilginç bir deneyim oldu.

DSCF8351

DSCF8362

 

Son ziyaretçimiz ise Ayşe Coşkun’un annesi Selcen Hanım’dı. O da çocuklarla atölyede buluştu. Birlikte renkli, fiyonklu kapı süsleri yaptılar.

DSCF8668

 

Çocuklar önce Selcen Hanım’ın dağıttığı kağıttan çemberleri boyadılar.

DSCF8679

 

En zevkli kısım, boyama bittikten sonra başladı. Koca bir kutu içerisinde önlerinde duran pırıl pırıl, rengarenk fiyonkları çemberlerin çevresine yapıştırdılar.

DSCF8685

 

Sonuç, ışıl ışıl kapı süsleri…

DSCF8684

 

Zebralar sınıfının annelerine planladıkları bu güzel etkinlikler için çok teşekkür ediyoruz. Diğer anneleri de en kısa sürede okulumuza bekliyoruz.

 

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: