Archive for Kasım, 2012

Aaa! Elvis Presley!

Deri ceketler, gitarlar, favoriler, geriye taranmış saçlar… Bugün okulun en renkli günlerinden biriydi. Partimiz vardı. Elvis Presley partisi… Tüm öğrenciler ve öğretmenler Elvis gibi giyindiler. Elvis müzikleri eşliğinde, Elvis gibi dans ettiler. Çok ama çok eğlenceliydi.

Her partide olduğu gibi bu partide de açılışı mini defileyle yaptık. Defilesiz bir parti olabilir mi? Herkes büyük bir özenle hazırlanmıştı. Çok başarılı Elvis kostümleri vardı. Her birini keyifle izledik.

Sonrası bol bol dans… Çocukların Elvis danslarını seyretmek gerçek anlamda görsel bir şölendi bizim için. O kadar güzel gözlemlemişler ki her biri küçük birer Elvis’e dönüşüverdiler. Kimi gitarını çalarak kimi mikrofonuna şarkılar mırıldanarak dans etmeye başladı.

Yaklaşık yarım saat boyunca hep birlikte eğlendik. Bacaklarımızı salladık, ayaklarımızı kaydırdık ve partinin finalini de Elvis gibi yaptık; dizlerimizin üzerinde kayarak.

Bu parti bize gösterdi ki okulumuzda Elvis’in pek çok küçük hayranı var. Eğer evde onun müziklerini çalacak olursanız sizler de bunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.

Reklamlar

Leave a comment »

Diş Hekimi Banu İlhan’ı Ziyaret

Sene içerisinde farklı meslekleri tanımak amacıyla okulumuzun yakın çevresinde geziler gerçekleştiriyoruz. Bu yıl ilk ziyaretimizi Diş Hekimi Banu İlhan’ın muayenehanesine yaptık. Kendisi pedodonti uzmanı; yani çocuk diş hekimi. Rengarenk bir muayenehanesi ve müthiş bir enerjisi var. Gün içerisinde dört grup halinde gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizde hiç yorulmadan çocuklara mesleğini tanıttı, dişlerini nasıl fırçalamaları gerektiğini anlattı, çocuklardan gelen soruları yanıtladı ve isteyenleri diş koltuğuna oturttu.

Ziyaretimizi Kelebekler sınıfıyla başlattık. Kısacık bir yürüyüşün ardından Banu Hanım’ın muayenehanesine ulaştık. Banu Hanım, çocuklarla dişler hakkında sohbet etmeye başladı. Doğru diş fırçalamanın nasıl olacağını göstermek için oyun hamurlarından modellediği kocaman dişleri çıkardığında her birini fethetmişti zaten. Sohbet bitince diş koltuğunun olduğu odaya geçtik. İsteyen çocuklar tek tek koltuğa oturarak Banu Hanım’a dişlerini gösterdiler.

İkinci grup Zebralar’dı. Onlar da aynı şekilde dişlerine nasıl bakmaları gerektiğini öğrendiler. Ardından tüm cesaretlerini toplayarak diş koltuğuna oturdular ve aslında çekinecek hiç bir şey olmadığını, orasının gayet de keyifli bir yer olduğunu gördüler.

 

Öğleden sonra da Kediler ve Zürafalar ziyaret etti Banu Hanım’ı. Sohbet öncesinde ona kendi renklendirdikleri ağız sağlığı ile ilgili resimleri hediye ederek sürpriz yaptılar.

 

Ardından ağız ve diş sağlıklarını korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi aldılar. Onlar da okula dönmeden önce diş koltuğuna oturarak dişlerini Banu Hanım’a ve tabii diğer arkadaşlarına gösterdiler.

 

Böylece tüm öğrencilerimiz muayenehane ziyaretimize katılarak Diş Hekimi Banu İlhan’la tanıştılar. Ondan mesleği ile ilgili bilgiler aldılar. Artık her biri dişlerini nasıl fırçalamaları gerektiğini biliyorlar. Bunu neden yapmaları gerektiğini ve yapmazlarsa ne gibi sağlık problemleri yaşayacaklarını da öğrendiler. Büyük bir çoğunluğu, kocaman insanların bile otururken tereddüt ettikleri diş koltuğuna rahatlıkla oturarak bize ne kadar cesur olduklarını gösterdiler. Bundan böyle inci gibi dişlerine daha da büyük özen gösterecekler.

 

Bütün bir gününü bize ayırarak çocuklarla tek tek ilgilenen, onlara önemli bilgiler aktaran Banu Hanım’a çok çok teşekkür ediyoruz. Ne mutlu bize ki okulumuzun bu kadar yakınında bizi böylesine güler yüzle ağırlayan bir pedodonti uzmanı komşumuz var.

Leave a comment »

Hayallerine Merdiven Daya (27 Kasım 2012)

Bu hafta, öykü kısmımızda hayal kurmak üzerine çok güzel ve özgün bir öykü okuduk. Bulutlara merdiven dayayan cesur bir kızın öyküsü. Son dönem soyut çocuk kitabı ressamlarından André Neves’in hem yazıp hem çizdiği bu özel öykü üzerine tartıştıktan sonra gökyüzüne doğru baktığımızda ne görürüz onu çizdik. Toz pastel tekniğini öğrendik.

Bulutların Arasında,  André Neves, Nesin Çocuk Yayınları, 2012

27 Kasım - on

27 Kasım - Scan

27 Kasım - Scan-2

DSCF6052

DSCF6064

DSCF6078

DSCF6073

DSCF6082

DSCF6083

Leave a comment »

Parti Zamanı

Kelebekler ve Zebralar yılın ilk partisini bu hafta içerisinde verdiler. “Tak Takıştır Partisi” öncesinde kendi seçecekleri bir kıyafeti giymelerini ve istedikleri kadar aksesuar takmalarını söylediğimiz çocuklar birbirinden yaratıcı kostümler hazırladılar kendilerine.

 

 

Öğle yemeği öncesinde üst katta toplandık. Herkesin kıyafetlerini sergileyecekleri defile için yerlerimizi aldık. Ve çocuklar sırayla yürümeye başladılar.

 

Peri kızları ve prensesler vardı. Parti için en güzel kıyafetlerini çeşit çeşit aksesuarlarıyla renklendirenler olmuştu. Kocaman kravatlı çocuklar… Boncuklu takılı kızlar… Türlü türlü şapkalar, farklı farklı gözlükler…

 

 

Defilenin ardından dansa ve oyunlara geldi sıra. Çocuklar doya doya dans ederek enerjilerini attılar, birbirinden eğlenceli oyunlara katıldılar.

 

 

 

Böylece sene içerisinde düzenleyeceğimiz pek çok partinin ilkini gerçekleştirmiş olduk. Çocuklar ilginç aksesuarlarıyla Tak Takıştır Partisi’ni daha da renkli hale getirdiler ve doya doya eğlendiler.

Leave a comment »

Monet’nin Bahçesi

Monet’yi kim tanımaz? İzlenimci akımın ilk büyük ressamlarındandır. Günün farklı saatlerinde ışığın kendisinde bıraktığı izlenimler üzerinden muhteşem güzellikte eserler ortaya çıkarmıştır. Fırça darbeleriyle oluşturduğu resimlerinde karşısındaki manzarayı kendi gözünden aktarır bize. Hayatının son dönemini kendi yeşerttiği bahçesini resmederek geçirmiştir.

İşte biz bu bahçeyi ziyaret ettik bu hafta. Söğüt ağaçlarının altında nilüferler, zambaklar, güller ve süsenlerle bezenmiş rengarenk bahçede dolaştık. Güllü yoldan yürüdük, japon köprüsünden geçtik. Günün farklı saatlerinde, bahçenin farklı yerlerinde durup nilüferleri seyrettik.

 

Sergiden çıktığımızda bir renk cümbüşünden başka bir cümbüşüne geçiverdik. Sabancı Müzesi’nin yemyeşil bahçesinde bulduk kendimizi.

Orada da kocaman ağaçlar vardı. Monet’ninki gibi olmasa da orada da küçük nilüferli bir havuz vardı. Ve tam karşımıza baktığımızda Boğaz’ın masmavi manzarası…

 

Giverny’deki bahçeden Emirgan’daki bahçeye rengarenk bir yürüyüş yaptık. Günün güneşli bir saatiydi. Bakış açımızı Monet belirledi, bizler de okula döndüğümüzde resmetmek üzere çevremizi gözlemledik.

Leave a comment »

21.Yüzyılda Ebeveyn Olmak

Geçtiğimiz hafta sonu VKV Koç Özel İlkokulu, Ortaokulu ve Lisesi’nde 1.Ebeveynlik Kongresi düzenlendi. Çok değerli hocaların konuşmacı olarak katıldığı, uzmanların farklı alanlarda sunumlar gerçekleştirdiği kongreye Küçük Ağaç eğitimcileri olarak bizler de katıldık.

 

Grup sunumları dört başlık altında toplanmıştı; Ana-Baba Tutumları, Dijital Çağda Anne Baba Olmak, Sağlık ve Öğrenme Süreçleri. Eş zamanlı sunumlar ve atölye çalışmaları ise pek çok farklı konuyu ele alacak şekilde planlanmıştı. Ebeveynlerin yanı sıra psikologların ve eğitimcilerin de yoğun ilgi gösterdiği kongrede bizler mümkün olduğunca alanımızla ilgili konuları takip etmeye çalıştık. Sunumlarını gerçekleştiren her uzmanın ortak bir kaygısı vardı; çok kısa bir sürede çok geniş bir konuyu gerekli şekilde ele alamamak. Yine de her biri katılımcılara ışık tutacak, yön verecek bilgiler aktardılar. Başta da vurguladığımız gibi bu 1.Ebeveynlik Kongresi’ydi. İlgilenen velilere bu kadar değerli hocaların ve uzmanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmaları adına sonraki kongrelere katılmalarını tavsiye ediyoruz.

Leave a comment »

Zürafa, Kedi ve Fil

Geçtiğimiz hafta “Dünya Çocuk Kitapları Haftası”ydı. Her hafta düzenli olarak kütüphane etkinliklerine katılan Küçük Ağaç öğrencileri için anlamlı bir haftaydı. Hayal gücünün  sınırsızca kullanıldığı, birbirinden güzel resimlerle donatılmış binlerce çocuk kitabı arasına bir hikaye de bizim öğrencilerimiz ekledi. Kediler ve Zürafalar sınıfı öğrencileri ortak katıldıkları çalışmada bir hikaye oluşturdular ve ardından hikayelerini resimlediler.

Küçük Ağaç öğrencilerinin hikaye çalışması Roald Dahl’ın Zürafa, Peli ve Ben adlı uzun hikayesini okuyarak başladı.  Aralarında bir ortaklık kuran ve kendilerini diğer hayvanlardan farklı kılan özelliklerini kullanarak pencere temizleme işine giren bu üç hayvanın hikayesini çocuklar ilgiyle takip ettiler.

Kitap sona erdiğinde hayvanların farklı özellikleri üzerinde sohbet ettik ve kendi seçeceğimiz üç hayvanla kendi hikayemizi oluşturmaya karar verdik. Aslında ilk iki hayvanın seçimi hiç de zor olmadı. Çalışmaya katılan öğrencilerin bir kısmı Kediler sınıfından, bir kısmı da Zürafalar sınıfından olunca kahramanlarımızın ikisi kendiliğinden çıkıverdi ortaya. Sıra üçüncüye geldiğinde aslanlar, kaplanlar ve dinozorlar arasından sıyrılıp başrolü kapan fil oldu.

"Zürafa ve Fil" Defne Özcan

“Zürafa ve Fil” Defne Özcan

"Kedi" Nil Tümkaya

“Kedi” Nil Tümkaya

Bu üç kahraman için pek çok meslek düşündük. Tarlada ve meyve bahçelerinde çalışabilecekleri geldi aklımıza. Ardından seyahat eden bir lunaparkın canlı oyuncakları olabilirler dedik. Fakat sonunda onları itfaiyeci yapmakta karar kıldık. Fil, kocaman hortumuyla yangını söndürme görevini üstlendi. Zürafa yangın sırasında üst katlarda mahsur kalan insanların yardımına koştu ve boynunu bir kaydırak gibi kullanarak binadan çıkmalarına yardım etti. Kedi ise çevikliği sayesinde binaların iç kısımlarında, alevlerin arasında kalmış çocukların, bebeklerin ya da evcil hayvanların imdadına yetişti.

"Yangın" Poyraz Vilho İnel

“Yangın” Poyraz Vilho İnel

Böylesine önemli bir görevi üstlenen üç kahramanımız, çocukların yazdığı hikayede bir okulda çıkan yangını söndürme görevini üstlendiler

"Okulda Yangın" Zeynepnaz Yiğitbaş

“Okulda Yangın” Zeynepnaz Yiğitbaş

Neyse ki yangın gece çıkmıştı ve binada hiç çocuk yoktu. Fakat çocukların okullarında beslemekte oldukları bir tavşan, bir balık, bir kaplumbağa ve bir hamster kurtarılmayı bekliyorlardı. Zürafa, Kedi ve Fil üstlerine düşeni yaptılar ve hem yangını söndürdüler hem de çocukların küçük dostlarını dumandan boğulmaktan kurtardılar.

"Balık" Eren Erdoğan

“Balık” Eren Erdoğan

"Tavşan" Lila Baltalı

“Tavşan” Lila Baltalı

Çocukların büyük bir keyifle oluşturdukları ve resmettikleri bu güzel hikayeyi önümüzdeki günler içerisinde ciltletip kitap haline getirecek ve istedikleri zaman bakabilmeleri için kütüphanemize yerleştireceğiz. Arzu ederseniz siz de okulumuzu ziyaret ettiğinizde bu güzel kitabı inceleyebilirsiniz.

Kelebekler ve Zebralar da Dünya Çocuk Kitapları Haftası’nı hayvan hikayeleri ve masallarıyla kutladılar. Üç Küçük Domuz’un kurda karşı zaferini, Çirkin Ördek Yavrusu’nun gerçekte kim olduğunu keşfedişini ve balerin olmayı hayal eden köpeğin hikayesini dinlediler. Bu sene onlar sadece dinleyiciler. Ama önümüzdeki yıl kendi yazdıkları hikayelerle kütüphanemizin raflarını zenginleştirecekler.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: