Archive for Şubat, 2013

Maskeler (26 Şubat 2013)

Bu hafta Pezzettino’nun yazarı Leo Lionni’nin bir başka kitabı “Yeşil Kuyruklu Fare”yi okuduktan sonra maske tasarladık.

“Maske takmak” deyimi üzerine konuştuk ve kitapta farelerin neden maskeleri Şişman Salı kutlamalarından sonra yaktıkları üzerine tartıştık. Maske eğlenceli ama sürekli takmamalı! İnsan kendi gibi gibi olmalı!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yeşil Kuyruklu Fare, Leo Lianni, Elma Çocuk Yayınları, 2012

Leave a comment »

Hırsız kime denir? (19 Şubat 2013)

Bu hafta Amerika’da 2012’nin en iyi resimli öyküsü seçilen kitabı okuduk ve inceledik. Hırsız kime denir? İzinsiz almak iyi bir şey midir? Bu kavramlar üzerine sohbet ettik.

01-This-is-not-my-hat_rect540

tumblr_m5u6ivGc3v1qjx6w1o1_500

SLJ1209w_UC_JonKlassen

size500_prints_notmyhat_page12_Spotted_main

DSCF0957

DSCF0964

DSCF0965

http://jonklassen.tumblr.com/ 

Kitabın tanıtım videosu:

http://www.youtube.com/watch?v=6MuDfdxESOQ

Kitap ile ilgili bir review:

http://designofthepicturebook.com/2012/10/17/this-is-not-my-hat/

Leave a comment »

Bambiler

Zürafalar, Kediler, Zebralar, Kelebekler… Hepsini tanıyorsunuz, buradan takip ediyorsunuz. Ama biliyor musunuz ki Küçük Ağaç’ın bir de Bambileri var. Okulun en küçükleri… Henüz onlardan bahsetmemiş olmamız sizi yanıltmasın. Onlar da en az diğer sınıflardaki arkadaşları kadar çalışıyorlar, üretiyorlar, oynuyorlar, öğreniyorlar. Büyük işler başarıyorlar.

DSCF6361

Diğer sınıflarda olduğu gibi onlar için de belirlenmiş hedefler var. Öğretmenleri bu hedefler doğrultusunda onlar için etkinlikler planlıyor. Bambiler de büyük bir heves ve bir o kadar ciddiyetle bu etkinliklere katılıyorlar.

DSCF6154

DSCF8965

Zaman ilerledikçe okulda kalma sürelerini uzatıyorlar. Aralarına yeni arkadaşlar katılıyor. Grupları büyüdükçe sınıfın enerjisi de artıyor. Birlikte sanat atölyesine giriyorlar. Renklerle tanışıp, boyalarla çalışıyorlar.

DSCF6353 DSCF9586

Mutfak etkinliklerine de katılıyorlar. Bugüne kadar neler hazırlamadılar ki? Portakal suları sıktılar, pudingler ve meyveli yoğurtlar hazırladılar, mısır patlattılar. Ardından kendi hazırladıkları yiyecekleri yemenin, içecekleri içmenin keyfini çıkardılar.

DSCF6896 DSCF8880

DSCF8302

Onlar için de en keyifli saatler bahçe saatleri. Doyasıya koşuyor, oynuyor, enerjilerini atıyorlar.

DSCF6101

DSCF7915

Sınıf içi zamanlarını da dolu dolu ve keyifli geçiriyorlar. Çeşit çeşit oyuncakları ve kitapları inceliyor, kurcalıyor, keşfediyorlar.

DSCF5190

DSCF0832 DSCF0824

İlk arkadaşlarını ediniyor, paylaşmayı öğreniyorlar. Birkaç ay sonra birlikte oyun kurmaya başlayacaklar. Şimdilik o oyunların provalarını yapıyorlar.

DSCF8615

DSCF0779

Bambiler için okul hayatları başladı. Ve onlar bu hayata büyük bir başarıyla uyum sağladılar. Okulun ilk günlerinde yüzlerinden okunan kaygı artık yerini gülücüklere bıraktı. Şimdilerde Küçük Ağaç’a uğrayacak olursanız Bambileri sınıftan atölyeye, atölyeden bahçeye ya da yemekhaneden oyun salonuna sıra halinde ilerlerken görebilirsiniz. Kocaman açtıkları meraklı gözleriyle size bakarlar ve siz farkında olmadan gülümseyiverirsiniz.

Leave a comment »

İstasyon Ziyaretçileri

Tren istasyonuyla aynı sokakta bulunan bir okula gidiyor olmak o okulun öğrencileri için şanstır aslında. Konu trenler olduğunda kısacık bir yürüyüşle kendilerini kocaman bir gözlem alanında buluverirler. Görmeleri, tanımaları, incelemeleri gereken her şey zaten oradadır. Zebralar ve Kelebekler dün bu kısa yürüyüşü gerçekleştirdiler ve istasyon binasını, trenleri ve rayları görmek üzere Kızıltoprak Tren İstasyonu’na gittiler.

DSCF0672

Önce tren yolunun altından geçen alt geçidi gördüler ve yayaların gitmek istedikleri istikamete bu yolla ulaştıklarını öğrendiler. Ardından istasyon binasına ulaştılar. Kısa bir süre binayı gözlemledikten sonra da peron tarafına geçtiler.

DSCF0679

Şansımıza hemen bir tren geldi. Bazı yolcular indi, istasyonda bekleyenler bindi. Çocuklar el sallayarak treni uğurladılar. Tren gidince önlerinde boylu boyunca uzanan rayları incelediler. İstasyonda bulunan güvenlik görevlisinden peronda bulunan sarı çizginin ne işe yaradığını ve tren yolculukları sırasında güvenlikleri için uymaları gereken bazı kuralları öğrendiler.

DSCF0683

Zebraların ardından Kelebekler istasyonu ziyaret ettiler. Onlar da bir önceki grupla gelen arkadaşları gibi ilk olarak alt geçit hakkında bilgi aldılar.

DSCF0687

İstasyon binasını, peronu ve rayları incelediler. Gelen trenleri karşıladılar. Yolcuların iniş ve binişlerini gördüler, gidenleri uğurladılar.

DSCF0694

DSCF0697

Zebralar ve Kelebekler istasyona yaptıkları bu kısa ziyaretle trenler temasını pekiştirmiş oldular. Bu, onlar için çevrelerini tanımalarını sağlayan keyifli bir keşif gezisiydi aslında. Onlar da artık büyük gruptaki arkadaşları gibi okulun dışına çıkmaya başladılar. Daha gezip görecekleri, gözlem yapacakları pek çok yer var.

Leave a comment »

1-1-0

Bu haftanın numarası 1-1-0. Çocuklar artık itfaiyeyi aramaları gerektiğinde bu rakamları peş peşe tuşlamaları gerektiğini biliyorlar. İtfaiyeyi aramaları gerekmesin diye nelere dikkat etmeleri gerektiğini de öğrendiler. Kediler ve Zürafalar dün Kadıköy İtfaiyesi’ndeydiler. Dinlediler, izlediler, sordular, öğrendiler. Hatta ziyaretleri sırasında gelen bir ihbarla itfaiyenin nasıl harekete geçtiğini de gördüler. Heyecan verici bir geziydi.

DSCF0580

DSCF0582

Önce bizimle ilgilenen memurdan itfaiyenin görevleri, kullandığı araçlar ve itfaiyecilerin giydikleri kıyafetler hakkında bilgi aldık. Çocuklar itfaiyenin görevlerinden en önemlisini biliyorlardı zaten; kedileri kurtarmak. Kıyafetleri gördükleri anda da kafalarında tek bir soru oluştu; “Kask takacak mıyız?” Heyecanlı bekleyişleri itfaiye memurunu dinlemelerine engel olmadı. Ondan evde ocakla ve kesici aletlerle oynamamaları gerektiğini ve parmaklıkların arasından ya da üstünden geçmenin tehlikeli olabileceğini öğrendiler. Ardından sıra itfaiye aracının içini görmeye geldi.

DSCF0585

DSCF0591

Çok yüksek olan araca yardımla binip yine yardımla inen çocukların sireni duyma istekleri de geri çevrilmedi. Araç çalıştırıldı ve sirenler öttürüldü. Beklediğimizden fazla ses çıkınca kulaklarımızı kapatmak zorunda kaldık.

DSCF0594

Daha sonra 24 metre yüksekliğe ulaşabilen merdiven aracını gördük.

DSCF0600

Ve sonunda sıra kaskı takmaya geldi. Sırayla bütün çocuklar kırmızı kaskı kafalarına geçirip itfaiyecilerin yangın sırasında giydikleri kıyafetleri denediler.

DSCF0602DSCF0603

O esnada bir anons duyuldu. İtfaiyeye bir ihbar gelmişti ve biraz önce incelediğimiz merdiven aracı bir kediyi kurtarmak üzere harekete geçti. İhbar hemen geri alınınca araç tekrar park edildi. Fakat biz anonsla birlikte harekete geçen itfaiyecileri izleme fırsatını yakalamış olduk. Epeyce de heyecanlandık.

Çocuklara itfaiye ile ilgili eğitimlerini veren memurlar onlar araçları incelerken velilerimizle paylaşmamız için bazı ilave bilgiler de aktardılar. Gelen bir ihbarla harekete geçen itfaiyeciler, gündüz vakti 30 saniyede, gece de 45 saniyede kapıdan çıkış yapıyorlar. Bu süre dünyada kabul edilen bir dakikanın çok çok altında. Öte yandan böyle bir hızla yola çıkan ve normal şartlarda en fazla altı dakikada yangın alanına ulaşması hedeflenen araçlar, İstanbul trafiğinde çok zorlanıyorlar. İtfaiyeciler bizden destek bekliyorlar. Araçları geniş olduğu için dar sokaklarda ilerlemekte güçlük yaşayan itfaiyenin geçişini yol kenarına bilinçsizce park edilmiş araçlar daha da zor hale getiriyor. Aynı şekilde İstanbul trafiğinde ilerlemekte de problem yaşayan itfaiyecilerin bizden istekleri, itfaiye sirenini duyduğumuzda yolu onlara açarak geçişlerini kolaylaştırmamız.

İstanbul İtfaiyesi ihtiyaç duyanların yardımına daha hızlı yetişmek ve daha iyi hizmet verebilmek için canla başla çalışıyor. Genç ve bilgili personelinin çoğu ya spor akademisi ya da mühendislik fakültesi mezunu. Bizler her yıl ziyaret ettiğimiz Kadıköy İtfaiyesi’nden her defasında güven duyarak, içimiz rahat ayrılıyoruz. Çocuklarsa kahramanları olan itfaiyecileri görmüş olmanın heyecanıyla dönüyorlar okula.

Leave a comment »

Ressam Mark Rothko ve Renkler (12 Şubat 2013)

Ressam Mark Rothko, soyutlamada zorlanan çocuklar için harika bir idol. Aslen Rus ressam Marcus Yakovlevich Rothkowitz (1903 –1970) Amerika’da yaşamış ve eser vermiş çağın en büyük modernistlerindendir. Bedri Rahmi Eyüboğlu Amerika’ya gittiğinde Mark Rothko’yu incelemiş Türkiye’ye duyurmuştur. Mark Rothko sadece renk dizilimleri kullanır. Çocuklar için çok keyifli bir ressam olduğunu bunca atölyeden sonra tecrübe ettim.

http://www.markrothko.org/

tumblr_lpj7xg1XnK1qb068ko1_r1_500mark-rothko-white-center-yellow-pink-and-lavender-on-rose-1348837984_b

sothebys_mark_rothko_blue images (1)

DSCF0626 DSCF0628

DSCF0635 DSCF0645

DSCF0646

Leave a comment »

Takla Atan Babalar, Amuda Kalkan Anneler

Geçtiğimiz haftayı bazı velilerimiz normalden biraz daha yorgun bitirmiş olabilirler. Çünkü haftanın son gününde onları okulumuza davet ettik. Zülkar Hoca eşliğinde jimnastik dersine katıldılar. Çocuklarıyla birlikte koştular, çalıştılar, ter döktüler. Epeyce enerji harcadıktan sonra işlerinin başına dönmek belki biraz yorucu olmuştur. Öte yandan dersin keyifli atmosferinin bu yorgunluğu biraz da olsa hafifletmiş olacağına inanıyoruz.

Her yılki gibi bu yıl da velilerimizin jimnastik dersimize katılımı yüksekti. Seyahat veya hastalık sebebiyle okula gelemeyen öğrencilerimiz dışında hemen hemen tüm çocukların anne ya da babaları cuma sabahı Küçük Ağaç’a geldi. Zülkar Hoca’nın davetiyle çocuklarının yanlarında yerlerini aldılar ve ders bütün hızıyla başladı.

DSCF0364

 

Öğrencilerimizin her hafta katıldıkları jimnastik dersine anne ve babalar hemen uyum gösterdiler. Zülkar Hoca’nın tüm zorlamalarına rağmen kısa sürede çocuklarının temposunu yakaladılar.

DSCF0386

 

DSCF0390

 

Minder çevresinde gerçekleştirilen ısınma hareketlerine velilerimizin tümü katıldı. Tek ayak üstünde zıpladılar, beşik gibi sallandılar, tavşan, yengeç, ördek ve ayı yürüyüşleri yaptılar.

DSCF0396

DSCF0402

DSCF0405

 

Minder hareketlerine geçildiğinde de benzer seviyede bir katılım vardı. Hemen hemen tüm anne ve babalar takla atmayı kabul ettiler ve hiç de zorlanmadılar. Sıra amuda geldiğinde bir annemiz minderin üstündeydi. Sonrasında ise dersin devamını çocuklar getirdiler. Takla attılar, amuda kalktılar, köprü kurdular, çember hareketi yaptılar.

DSCF0476

DSCF0462

 

Her yıl bir kere velilerimiz eşliğinde jimnastik dersi yapıyoruz. Amacımız, onlara uygulamalı bir şekilde dersin içeriğini göstermek, çocuklarını ders esnasında gözlemleme olanağını sunmak ve jimnastik öğretmenimizle temas kurmalarını sağlamak. Geçtiğimiz hafta aynı amaçla velilerimiz bizimle birlikteydi. Belki biraz yoruldular fakat aynı zamanda çocuklarıyla birlikte derse katılmanın keyfini yaşadılar. Çocukların mutluluğu ise gerçekten görülmeye değerdi.

Leave a comment »

Paketin içinde ne var?

Bir paketin içinde ne olursa olsun, dışında merak vardır. Ve tabii heyecan… Paket almış olmanın verdiği mutluluk. Bir an evvel açmak için duyulan sabırsızlık. Kısacası epeyce duygu yüklenerek gelir paketler. Peki ya bu paketler Kelebekler ve Zebralar için gelmişse? Ya da paketleri hazırlayanlar onlarsa?

DSCF9100

 

Öğretmenlerimizin çocuklar için hazırladıkları paketler onları epeyce şaşırttı. Paketler elden ele dolaştı ve her paketin içinden bir yenisi çıktı. Bunlar tatlı paketlerdi. Çünkü her birinde çocuklar için minik birer sürpriz vardı.

DSCF9155

 

DSCF9588

 

Ardından çocuklar kendi paketlerini hazırladılar. Bu paketlerse kocamandı. Önce büyük bir titizlikle renklendirildiler ve süslendiler. İçlerine kocaman birer sürpriz yerleştirildi ve Işık Hanım’a, öğretmenlere, diğer sınıflardaki arkadaşlara, sırasıyla Küçük Ağaç’taki herkese verildi. Ve alan herkes çok şaşırdı. Neden mi?

DSCF9553

DSCF9536

DSCF9566

Çünkü her paketin içinde yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bekleyen bir Kelebek ya da Zebra vardı.

DSCF9618

DSCF9632

 

Çocukların bir sonraki paketleri gelmiş geçmiş en süslü paketlerdi. Bugünlerde Küçük Ağaç’a gelirseniz bu iki paketi okulumuzun girişindeki sergi alanında görebilirsiniz. Hatta paketler kadar onları hazırlayan çocukların eserlerine baktıkça yüzlerinde beliren keyif de dikkatinizi çeker, hoşunuza gider.

DSCF0005

DSCF0016

 

DSCF0076

 

Paket paket mutluluk dağıttığımız bir haftayı geride bıraktık. Her paket ayrı bir sürprizle geldi ve her defasında merak uyandırdı. Ve paketleri hazırlamak da, vermek de, almak da ayrı bir  heyecandı.

 

 

Leave a comment »

Rahmi Koç Müzesi

Taşıtlar teması sayesinde birbirinden ilginç yerlere gittik. Gittiğimiz yerlerde eskisinden yenisine pek çok taşıtı inceleme fırsatını yakaladık. Geçtiğimiz hafta Haydarpaşa Tren İstasyonu’ndaydık. Bu hafta ise Rahmi Koç Müzesi’ni gezdik. Klasik arabalar, vagonlar, tramvaylar, motosikletler, bisikletler, kızaklar, at arabaları, bebek ve sakat arabaları, sürat motorları, tekneler, gemiler… Her türlü taşıt vardı müzede. Tarihte bir yolculuk gibiydi. Farklı, ilginç, renkli…

Müzenin açık hava sergileme alanında ve Tarihi Hasköy Tersanesi binasında pek çok karayolu ulaşım aracı sergileniyordu. Çocukların her gün trafikte gördükleri arabalardan oldukça farklı olan bu araçların bazıları yüz yıldan daha uzun bir süre önce üretilmişti.
DSCF9933
Bazılarıysa çok daha yeniydi. Örneğin Işık Hanım’la yaşıt arabalar vardı. Gördüğümüz arabaların bazıları alçak, bazıları yüksekti. Kimisi kocaman ve genişti, kimisiyse minicikti. Minik arabaların en ilginci ise Harry Potter’ın uçan arabasıydı.
DSCF9887
DSCF9896

Müzeyi gezerken Birinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış röntgen aracını, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından müzeye bağışlanmış 1922 model  itfaiye aracını, Migros arabasını, geçtiğimiz yüzyılın başında kullanılmış bir nakliye aracını, seyyar buhar makinasını ve farklı yaşlarda ve modellerde klasik arabaları gördük.

DSCF9903

DSCF9910

Denizcilik bölümünde sürat motorlarını, yelkenlileri ve tekneleri gördük. Açık hava sergileme alanında ise çocukların en çok ilgisini çeken Tekel 15 isimli rengarenk takaydı.

DSCF9881

DSCF9870

Gördüğümüz tüm araçları büyük bir ilgiyle inceledik. Fakat geçtiğimiz hafta yaptığımız Haydarpaşa Tren İstasyonu gezisinin etkisiyle midir bilinmez, çocuklar en çok demiryolu ulaşımı bölümünü gezerken eğlendiler. Atlı tramvay, mototren, Moda tramvayı, Tünel vagonu, saltanat vagonu ve bir de lokomotif yan yana dizilmişlerdi. Çocuklar içine girilmesine izin verilen tüm araçlara girdiler. Makinist koltuğuna oturdular. Yolcu bölümünde dolaştılar. Bir vagondan diğerine heyecan içerisinde koşuşlarını izlemek gerçekten çok keyifliydi.

Rahmi Koç Müzesi gezimizde kara, deniz ve raylı ulaşım araçlarının yanı sıra motosikletleri, bisikletleri, kağnı ve at arabalarını, kızak ve pusetleri de gördük. Hatta gezimizi sadece taşıtlarla sınırlı tutmayıp Atatürk Koleksiyonu, bilimsel aletler, zeytinyağı fabrikası ve nostaljik dükkanlar bölümlerini de gezdik. 

 

Okulda iki haftadır konu ettiğimiz tüm taşıtları Rahmi Koç Müzesi’nin zengin koleksiyonu sayesinde yakından inceleme fırsatını yakaladık. Üstelik her birinin tarihteki yolculuğunu da izleme imkanımız oldu. İlk modellerden günümüze nasıl değişimlere uğradıklarını gördük. Böylece taşıtlar teması, iki özel geziyle pekişmiş oldu.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: