Fasulye, Mısır ve Daha Neler Neler

Fenerbahçe Parkı’ndaki topluluk bahçesinde yer alan tarhımıza son gidişimizin üzerinden iki ay geçmiş. O gün mısırlarımızın ve fasulyelerimizin ne kadar büyüdüklerini görünce hem şaşırmış hem de mutlu olmuştuk. Tohumdan yetiştirdiğimiz ve fidesini bahçemize diktiğimiz mısırlarımızın boyu öğrencilerimiz kadar olmuştu. Sonra araya zaman girdi. Sene sonu etkinliklerimizin yoğunluğu, yaz sıcakları derken bir daha topluluk bahçesine gidemedik. Ta ki bugüne kadar…

Sabah erken saatte servisimize bindik ve Fenerbahçe Parkı’nın yolunu tuttuk. Oraya vardığımızda ilk dikkatimizi çeken bahçenin ne kadar yeşermiş olduğuydu. Bütün ekilen tohumlar, fideler ürün vermiş, patlıcanlar, domatesler, biberler kendilerini göstermişti. Doğrudan kendi tarhımıza, kocaman mısırlarımız ve onlara sarılmış fasulyelerimize yöneldik.

Bahçe öğretmenimiz Eda Hanım mısırlarımızı topladı, çocuklar fasulyeleri. Bu gidişimizde maydanoz toplayamadık çünkü artık tohuma kaçmışlardı. Ama küçük bir sürprizle karşılaştık. Domates büyümüştü tarhımızda. Onları da toplamayı ihmal etmedik. Yabani otları da yolduktan sonra bize topluluk bahçesinde destek veren eski velimiz Raife Polat ile küçük bir bahçe turu yaptık. Başka hangi sebzelerin yetiştiğini gördük.

Çeşit çeşit kabak vardı. Yaprakların altına saklanmış üç kocaman balkabağı gördük. İki karpuz vardı; biri doluda zedelenmiş, diğerini yaramaz kargalar didiklemiş. Ayçiçeklerinden çekirdek alıp tadına baktık. Dalından biber topladık ama acıydılar yiyemedik. Onun yerine Eda Hanım’ın bizim için topladığı böğürtlenleri yedik. Naneler iyice büyümüş, birçoğu çiçeklenmişti. Dört bir yanımızda domatesler ve patlıcanlar dallarından sarkıyorlardı.

Hava iyice ısınmaya başladığında kocaman bir torba dolusu sebzeyle okulumuzun yolunu tuttuk. Domatesleri ve naneleri yarın sabah kahvaltısında hep birlikte yiyeceğiz. Ama ikişer küçük domatesi akşam yemeğindeki salatalarına katmaları için bugün parka gelen ve hasat yapan öğrencilerimizin evlerine gönderiyoruz. Kendi yetiştirdiğimiz fasulyeler yarın öğle yemeği için pişirilecek türlüye katılacak.

Mısırlarımızı ve fasulyelerimizin bir kısmını önümüzdeki sene tohum olarak kullanacağız. Eda Hanım’ın birkaç ay evvel getirdiği atalık tohumlardan pek çok tohum üretmiş olduk. Seneye her öğrencimizin kendi mısırı ve fasulyesi olabilecek. Harika değil mi??

Leave a comment »

Sushi, Slime, Deneyler ve Çikolataaa…

Her hafta dopdolu bir eğitim programıyla öğrencilerimizi karşılıyoruz. Sanat etkinlikleri, mutfak etkinlikleri, geziler, oyunlar, danslar derken çocuklara bilgiyi, beceriyi farklı kanallardan edindirmeye çaba gösteriyoruz. Fakat yine de bizi ziyaret eden her velimiz, bizim bu özenle planlanmış, dopdolu, rengarenk programımıza yepyeni, bambaşka bir şey katmayı ve daha da güzeli çocukları heyecanlandırmayı başarıyor. Geride bıraktığımız eğitim yılında dört aile katılımı etkinliği daha gerçekleştirdik. Üç anne ve iki baba ağırladık okulumuzda. Hepsi de Zürafalar sınıfı velileriydi. Ve her birinin çocuklar için planladığı etkinlik o kadar keyifliydi ki çocuklarla birlikte bizler de bir parçası olmaktan kendimizi alamadık.

“Ülkeler” temasını işlediğimiz hafta Ada Köktekin’in annesi Gökçe Hanım geldi okulumuza. Japonya’nın bir ada ülkesi olduğunu ve bir adada yaşamanın bu ülkenin yemeklerini nasıl etkilediğini ondan dinledik. Ardından da kendisinden sushi yapmayı öğrendik. Tüm malzemeleri yanında getirmişti Gökçe Hanım. Biz masalara yerleşmeden önce de sushi’nin içine koyacağımız pirinci pişirmişti. Malzemeleri içine yerleştireceğimiz yosunları dağıttı. Ve başladık hazırlamaya. Yosun yapraklarının içine pirinç koyduk. Dilimlediğimiz salatalık ve havuçları pirincin üzerine yerleştirdik. Arzu edenler yengeç de ilave ettiler. Sıkıca sardık ve dilim dilim kestik. Sıra geldi yemeye. Çubuklarla sushi’leri almak çok zor olmadı. Ve tüm çocuklar bir şans verdiler kendi hazırladıkları sushi’lere. Kimileri keyifle yedi, kimileri hazırlarken yaşadıkları keyifle yetinmeyi tercih etti.

Aylin Güroğlu’nun annesi Zeynep Hanım üç farklı deney planlamıştı öğrencilerimiz için. İlkinde renkli suları kullanarak kağıt peçetelerin nasıl ıslandığını gösterdi. İkinci deneyde çocuklar bir kova suya taş koydular ve taşların suyun seviyesini nasıl yükselttiğini gözlemlediler. Son deneyde ise süte damlattıkları boyaların bulaşık deterjanı değdirdiklerinde nasıl hareketlendiğini gördüler ve bunun aslında farklı yapılardaki moleküllerin bir araya gelmesiyle oluşan bir hareket olduğunu öğrendiler. Rengarenk bir fen dersine katıldılar aslında. Ve kullandıkları renkler hareket ettikçe, birbirlerine karıştıkça eğlendiler, eğlenirken de yeni bilgiler edindiler.

Ada Köktekin’in babası Çağrı Bey bir veda sürprizi hazırlamak üzere geldi okulumuza. Beş yıl önce Ada’nın ablası Arya mezun olmuştu Küçük Ağaç’tan. Bu yıl da Ada’yı mezun edeceğimiz ve dolayısıyla Köktekin ailesiyle vedalaşacağımız için biraz hüzünlenmiştik hepimiz. İstanbul Opera ve Balesi sanatçılarından olan Çağrı Bey, bu vedayı bir sürprizle renklendirmek istediğinde büyük bir mutlulukla kabul ettik. Velimiz Küçük Ağaç’a geldiğinde sadece Zürafalarla değil tüm öğrencilerimizle bir araya geldi. Birlikte Funiculi Funicula isimli bir İtalyan halk şarkısına çalıştılar. Ada’nın annesi Gökçe Hanım’ın Türkçe sözler yazdığı bu şarkıyı, Küçük Ağaç korosu olarak sene sonu sunumumuz sırasında Çağrı Bey’le birlikte anne ve babalarına söylediler.

En renkli aile katılımı etkinliklerimizden birini de geçtiğimiz hafta gerçekleştirdik. Aylin Güroğlu’nun babası Pamir Bey okulumuzda misafirimiz oldu ve çocuklarla birlikte slime yaptı. Ama önce katı, sıvı ve gazlar arasındaki farkı anlattı Pamir Bey. Çevremizdeki her şeyin moleküllerden oluştuğunu, katılarda moleküllerin birbirlerine sıkıca sarıldığını, sıvılarda el ele tutuştuklarını ve gazlarda özgürce uçtuklarını anlattı. Slime’ın akışkan yapısından dolayı sıvı olduğunu da söyledikten sonra çocuklarla birlikte işe koyuldu. Önce malzemeleri birbirine karıştırdılar, ardından istedikleri renklerle renklendirdiler. Ve sonunda sıra geldi oynamaya.

Son aile katılımı etkinliğimizi eğitim yılının son gününde, yani bugün, biraz evvel gerçekleştirdik. Kaya Artut’un annesi Yasemin Hanım öğrencilerimizle birlikteydi. Onlara kendisinin tasarlamış olduğu Mobilim Yollarda otobüsünün fotoğraflarını gösterdi. Türkiye’de farklı illeri dolaşarak çocukların çeşitli deneyler yapmasına fırsat veren bu otobüste yenilenebilir enerji ile ilgili aktarımlar da yapılmıştı. Yasemin Hanım bu aktarımlardaki deneylerden birini gerçekleştirdi çocuklarla. Önce güneş enerjisi ile ilgili sohbet ettiler. Ardından görebildiğimiz ve göremediğimiz farklı ışık kaynaklarını incelediler. Bir voltmetre yardımıyla bu ışık kaynaklarının ne kadar enerji ürettiğini ölçtüler. Gözümüzle göremediğimiz ultraviyole ışığın aslında yüksek bir enerjiye sahip olduğunu gördüler. Son olarak da güneş enerjisi ile çalışan robot böceklere ışık tutarak hareket etmelerini sağladılar. Bol ışıklı ve kıpır kıpır bir deneyle bu yılki aile katılımı etkinliklerimizi noktaladık.

Etkinlik planlayarak sınıfımıza misafir olan her velimizden yepyeni bir şey öğrendik. Onları sınıfımızda görmek bizi mutlu etti. Onlardan bir şeyler öğrenmek ayrı bir heyecan verdi. İyi ki geldiniz. Teşekkür ederiz.

Leave a comment »

Küçük Ağaç’ın Sanatçıları

Bahçemiz rengarenkti bugün. Öğrencilerimizin eserlerinden oluşan sergimizle renklenmişti. Resimler, boyamalar, kolajlar, seramikler… Küçük Ağaç’ın sanatçılarına aitti bugün bahçemiz.

Öğrencilerimizin bireysel çalışmaları ve sınıf arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdikleri grup çalışmaları yer alıyordu sergilenen eserler arasında. Farklı sanatçıları tanırken, onlardan esinlenerek yaptıkları işler de vardı. İnci Eviner’in izinden giderek çizdikleri siyah figürler, Monet’nin resimlerini gördükten sonra hazırladıkları nilüferli kocaman göl, Cezanne’dan esinlenerek boyadıkları rengarenk meyveler ve daha pek çokları hepimizde hayranlık uyandırdı.

Yaşça küçük öğrencilerimiz sene içerisinde ince motor becerilerini geliştirecek pek çok sanat etkinliği yapmışlardı. Onlar bu çalışmaları yaparken birbirinden güzel eserler ortaya çıktı. Bu eserler de yer aldı sergimizde.

Öğleden sonra sergimizi velilerimizin ziyaretine açtık. Çocukları eşliğinde ilgiyle incelediler tüm eserleri. Öğrencilerimizin kendi resimlerini gördükleri andaki heyecanları ayrı bir güzelliğiydi bugünün. Seramik eserler arasında kendilerine ait olanı ararken yaşadıkları telaş, sınıf arkadaşlarına ait bir resmi fark ettiklerinde yaşadıkları sevinç, sergide görüp de yaptıklarını hatırladıkları işlerinin birden gözlerinde ayrı bir değer kazanması… Bunları izlemek eserleri izlemek kadar keyifliydi bizler için.

Tüm yıl çalışarak böyle güzel eserler oluşturan Küçük Ağaç’ın sanatçılarını kutluyoruz. Bizleri sergimizde yalnız bırakmayarak ziyarete gelen tüm velilerimize ise teşekkür ediyoruz.

Bir sonraki yılın sergisinde görüşmek üzere…

Leave a comment »

Aytül Akal ve Yusuf Tansu Özel

Bu yıl içerisinde çocuk kitapları çizeri Yusuf Tansu Özel birkaç defa misafirimiz oldu. Velimiz, kütüphane saatinde Zürafalar sınıfı ile bir araya geldi; farklı hikayelerden farklı hareket noktaları belirleyerek çocuklarla resim çalışmaları yaptı. Birlikte zaman geçirdikçe çocukların Tansu Bey’e ve resmettiği kitaplara ilgisi artmaya başladı.

Birkaç hafta önce Tansu Bey bize bir kitap getirdi: “Çok Uslu Yaramazlar.” Kitabı Aytül Akal yazmış, kendisi de resmetmişti. Yazarını da çizerini de yakından tanıdığımız bir kitap… Hatta bir de güzel haber: Aytül Akal ve Yusuf Tansu Özel Küçük Ağaç’a gelecek ve çocuklarla sohbet edecekler, yeni kitaplarını öğrencilerimiz için imzalayacaklar. Heyecanla beklemeye başladık.

P1430433

Geçtiğimiz Çarşamba günü bu ziyaret gerçekleşti. Aytül Hanım ve Tansu Bey Küçük Ağaç’a gelerek çocuklarla buluştular. Önce Bambiler ve Arılarla bir araya geldiler. Aytül Hanım onlara “Çikolata Çocuk” kitabını okudu. Birlikte sohbet ettiler ve öğrencilerimiz için “Çok Uslu Yaramazlar” kitabını imzaladılar.

Ardından Kediler ve Zürafalar buluştu yazarımız ve çizerimizle. Uzun bir sohbet başladı. Çocuklar sorularını yönlendirdiler. “Neden kitapların önünde resim var?” “Neden kitapların arkasında resim yok?” “Kitapların sayfaları nasıl birbirlerine yapıştırılıyor?” “Kitabın kapağındaki çocukların saçları neden öyle?” Aytül Hanım ve Tansu Bey bu soruların her birini tek tek cevapladılar. Bir kitabın nasıl yazıldığını, resimlendiğini ve basıldığını anlattılar. Son olarak Kediler ve Zürafalar için de “Çok Uslu Yaramazlar”ın birer kopyasını imzaladılar.

Aytül Akal ve Yusuf Tansu Özel’in ziyareti sayesinde öğrencilerimiz eserlerini bildikleri iki sanatçıyla tanışmış oldular. Okudukları masalın önce bir hayalken raflarında duran kitaba dönüşme macerasını dinlediler.

P1430495

Umuyoruz ki bu buluşmanın sonunda her şeyin bir hayalle başladığı ve kendilerini ifade etmenin masal anlatmak ya da resim yapmak gibi farklı yolları olduğu ile ilgili bir his uyandı içlerinde. Kim bilir, belki de birkaçının anlatacak veya resmedecek masalları olur ilerleyen yıllarda.

Leave a comment »

Kız Kulesi Heyecanı

Denizin ortasında bir kule… Hem de efsanelere konu olmuş bir kule… Seyri bile keyiflendirirken insanı, oraya gitme fikri bambaşka bir heyecan uyandırdı çocuklarda. Gerçek anlamda gün saydılar.

P1420885

Sonunda gezi günü geldi ve birlikte yola çıktık. İlk durak Salacak’tı. Burada bizi Kız Kulesi’ne ulaştıracak olan tekneyi bekledik. Beklerken de kuleyi izledik. Pırıl pırıl güneşli bir günde gerçekten de çok güzel görünüyordu.

Kısacık bir tekne yolculuğunun ardından Kız Kulesi’ne ulaştık. Bir kuleye gidip de tırmanmamak olmaz. Biz de hiç vakit kaybetmeden yukarı tırmandık ve bu defa da Boğaz’ın ortasından İstanbul’un iki yakasını izledik. Gökyüzünde uçan martılar, önümüzden geçen gemiler, masmavi deniz ve karşımızda uzanan kocaman şehir… Bu gezi için gün saymaya değer bir manzara vardı karşımızda.

Kız Kulesi’ni ve İstanbul’u uzun uzun izledikten sonra gördüklerimizi resmetmek üzere aşağı indik. Boğaz’ın esintisi kağıtları havalandırıp biraz zorluk çıkarsa da çocuklar resimlerini tamamladılar ve sıra enerjilerini atmaya geldi.

Geniş bir alan uzanıyordu önümüzde. Değerlendirmeden edemedik. Kalan süremizin bir kısmını Kız Kulesi’nin duvarlarını ve oyuntulu pencerelerini keşfederek, bir kısmını da oyun oynayarak geçirdik.

Yaşadığımız şehrin sembollerinden biri olan Kız Kulesi gezimiz başta büyük bir heyecandı bizim için. Şimdi hafif esintili, bol güneşli ve keyifli bir anı oldu. Efsanevi kuleyi birlikte keşfettik, güzel resimlerimiz, hafifçe pembeleşen yanaklarımız ve anlatacak hikayelerimizle geri döndük.

Leave a comment »

Annem Burada Olsun…

Mayıs ayının en güzel gününü geride bıraktık: anneler günü. Ve Küçük Ağaç’ın en özel buluşmalarından biri de geride kaldı: anneler günü buluşması. Bu buluşma öncesinde, annelerimizi en güzel şekilde ağırlamak için öğrencilerimizle birlikte her gün çalıştık, hazırlandık. Annelerimize söyleyeceğimiz şarkıların provasını yaptık. Ve anneler gününü takip eden Pazartesi günü akşamüstü saatlerinde annelerimizi, anneanne ve babaannelerimizi bu şarkılarla karşıladık.

P1410997

Öğrencilerimiz kendilerini dinlemeye gelen annelerini gördüklerinde yüzlerindeki mutluluk ve heyecan görülmeye değerdi. Fakat yine de anneler çocuklardan daha heyecanlı gibiydi.

P1410998

Şarkılar sona erdiğinde hep birlikte bahçeye çıktık. Birbirinden leziz yiyeceklerle donatılmış upuzun bir masanın başında, çay içip bir şeyler atıştırarak ve bol bol sohbet ederek bu özel günü bir defa da birlikte kutladık.

P1420050

Öğrencilerimiz ise anneleriyle olmanın ve aynı zamanda arkadaşlarıyla oyunlar oynamanın tadını sonuna kadar çıkardılar.

Anneler günü buluşmasında ev sahipliği çocuklara aitti. Ve çocuklar en değerli misafirlerini mükemmel bir şekilde ağırladılar. En doğal, en mutlu hallerinde ve sevgiyle…

Anneler günümüz kutlu olsun!

Leave a comment »

Bahar Pikniği

Mayıs ayı güzel başladı bizim için. İlk haftanın sonunda Küçük Ağaç pikniğimizi yaptık. Keyifli ve ılık bir bahar gününde eski, yeni pek çok öğrenci ve velimizle Cumhuriyet Köyü’nde bir araya geldik.

Günün en güzel görüntüsü çocukların gülen yüzleriydi şüphesiz. Bütün gün boyunca çimenlerin üzerine yayılıp oyun oynadılar. Koştular, kovaladılar, ağaca tırmandılar, oyuncaklarını paylaştılar, kitap okudular, dondurma keyfi yaptılar.

Mezun öğrencilerimizden bir grup da bizlerleydi. Pek çoğu sene içerisinde okulumuza ziyaret gelen mezunlarımızı piknikte bir arada görmek ayrı bir mutluluktu bizim için. Farklı okullarda eğitimlerine devam etmelerine rağmen aralarındaki bağın kopmamış olduğunu görmek, ortak ilgi alanlarını hızla keşfedip günün tadını birlikte çıkardıklarını gözlemlemek ayrı bir keyifti.

P1410286P1410336

Akşamüstü saatlerinde artık pikniğimizin vazgeçilmez oyunu haline gelen “halat çekme” için toplandık. Upuzun halatın iki ucunda çekişen iki grup, kendi içlerine güç birliği yapsa da haliyle oyunu tek bir taraf kazandı. Ve her yıl olduğu gibi bu yılki halat çekme de bol kahkahayla ve grupların eşit dağılmadığı, adaletli bir oyun olmadığı yolundaki atışmalarla sona erdi.

Günün finalini yürüyerek yaptık. Zengin bir kahvaltının ve leziz bir mangal sofrasının ardından yediklerimizi hazmetmek ve doğanın tadını çıkarmak amacıyla piknik alanın arkasındaki tepelerde yürüyüşe çıktık.

Sabah erken saatlerde başlayan Küçük Ağaç pikniği hava kararana kadar devam etti. Birlikte yumuşacık bir bahar gününün tadını doya doya çıkardık. Bu keyifli günde bizlerle birlikte olan herkese çok teşekkürler.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: