Archive for Mayıs, 2013

Sıradışı Bir Tiyatro Deneyimi

Kelebekler, Kediler ve Zürafalar sıradışı bir tiyatro deneyimi yaşadılar bugün. Onları bir kukla tiyatrosuna götürdük. Çok iyi bildikleri bir masal olan Bremen Mızıkacılar oyunlaştırılmıştı. Fakat bu oyunu diğerlerinden farklı kılan black light tiyatro olmasıydı. Özel bir floresan ışık altında, simsiyah bir sahnede, fosforlu renkler kullanılarak hazırlanmış çizgisel figürleri izledik. Çizgi Kukla Tiyatrosu’nun sahnelediği bu rengarenk ve bol müzikli oyun, öğrencilerimiz için farklı bir tiyatro deneyimi oldu.

cizgi_kukla_tiyatrosu_geliyor_h5841

DSC_3949

Her gezi sonrasında olduğu gibi bugün de okula döndüğümüzde çocuklardan resim çizmelerini, resimlerinde izledikleri oyunu aktarmalarını istedik. Oyunun karakterleri uzaktan bakıldığında ip izlenimi veren fosforlu malzemelerle hazırlandığı için bizler de onlara farklı renklerde ipler dağıttık. Gerçekten de çok başarılı çalışmalar çıktı ortaya. Çocukların pek çoğu karakterleri başarıyla kağıda aktardılar ve yapıştırdıkları iplerle sahnede izledikleri Bremen Mızıkacıları’nı birebir yansıttılar. Bu güzel çalışmaların arasından seçim yapmak çok zor oldu. Yine de paylaşmak adına birkaçını fotoğrafladık. İşte sırasıyla Demir Demirtaş, Arat Kosova, Zeynepnaz Yiğitbaş ve Kaan Saatçioğlu’nun çalışmaları.

DSC_3968

DSC_3976

DSC_3975

DSC_3978

DSC_3977

Reklamlar

Leave a comment »

Bir Evin Yaşam Öyküsü (28 Mayıs 2013)

Bu hafta, bence dünyadaki en olağanüstü çizer Roberto Innocenti’yi bir çocuk kitabı vasıtası ile tanıdık. Kitap bir evin yaşam öyküsünü içeriyor. Evet evet yanlış duymadınız bir evin 100 yıllık yaşam öyküsü. Ne savaşlar ne fakirlikler görüyor sonunda da yüzme havuzlu bir villaya eviriliyor taş ev. Resimlere baka baka tartıştık sonra gelecekteki evimizi tasarladık, çizdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Casa Del Tempa”, Roberto Piumini, Resimleyen: Roberto Innocenti, La Margherita Edizioni, 2009

Roberto Innocenti’nin çizimlerine bakmak için: https://pinterest.com/andantejofan/roberto-innocenti/

Leave a comment »

Çocuklarla Doğada Yürüyüş

Uzunca bir süredir planladığımız, gerçekleştirmek için baharın gelmesini beklediğimiz çok özel bir organizasyonu nihayet hayata geçirdik bu haftasonu. Öğrencilerimiz ve velilerimizle birlikte sabah erkenden Belgrad Ormanı’nda buluştuk. Hep birlikte ağaçların arasında, beton yerine toprağa basarak uzunca bir yürüyüşe çıktık. Bu yürüyüş bizim için çok önemliydi çünkü öğrencilerimize aktarmak istediğimiz bazı bilgi, inanç ve felsefeleri barındırıyordu içinde.

Çocuklarımız İstanbul gibi kocaman bir şehirde büyüyorlar. Hepsi de pek çok imkana sahipler. Aileleri onların gelişimi için ellerinden gelenin en iyisini yapmak adına ciddi anlamda çaba sarf ediyorlar. Şanslı çocuklar… Yine de şehirde yaşıyor olmanın getirdiği bazı dezavantajlarla da yüz yüzeler. İçinde varoldukları mekanlar onları kısıtlıyor. Çoğunluğu sentetik malzemelerle üretilmiş oyuncaklarla oynuyor, her gün belirli süreleri televizyon karşısında geçiriyorlar. İhtiyaç duydukları ölçüde tabiatta, yeşilliklerin arasında vakit geçirdiklerini söylemek pek mümkün değil. Oysa ki doğada zaman geçirmenin onların gelişimine çok büyük katkıları var.

Her şeyden önce doğada geçirilen vakit, çocuklarımızın fiziksel sağlığını ve gelişimini destekliyor. Açık hava onların rahatlamasını, gevşemesini sağlıyor. Özgüvenleri gelişiyor. Sosyalleşiyor ve daha rahat arkadaş edinebilir hale geliyorlar. Tabiatta geçirdikleri vakit onlara problem çözme becerisi kazandırıyor. Aynı şekilde dokunma yoluyla duyuları, tabiatı gözlemlerken sezgileri gelişiyor. Doğada geçirilen vakit, dikkat eksikliğini azaltırken yaratıcılığı arttırıyor. Doğada yapılan uğraşlar, organize sporların sağladığı faydalardan çok daha fazlasını sunuyor onlara. Doğada vakit geçiren çocukta, doğayı koruma bilinci de gelişiyor.

İşte biz tüm bunlara dikkat çekmek ve baharla birlikte çocukların daha fazla tabiatta vakit geçirmelerine imkan vermek amacıyla bir yürüyüş organize etmek istedik. Kamp tecrübesi olan velimiz Öznur Özcan’ın desteğiyle programımızı hazırladık. Velilerimizle paylaştık ve çoğundan olumlu dönüşler aldık. Ve sonunda geçtiğimiz pazar günü Belgrad Ormanı’nda bir araya geldik.

İlk yürüyüşümüz için Belgrad Ormanı’nı seçtik. Uzun ve uzak parkurlara gitmektense acemiliğimizi yakın ve daha kısa bir parkurda atmayı tercih ettik. Daha da önemlisi gerçekleştireceğimiz yürüyüşle Çekül Vakfı’nın başlatmış olduğu “Belgrad için Hareket”e destek vermeyi amaçladık. Sizler de takip ediyorsunuzdur, Belgrad Ormanı’nın karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekmek ve burasının Muhafaza Ormanı statüsünde kalmasını sağlamak amacıyla Çekül Vakfı’nın başlattığı bir hareket var. Bizler de Küçük Ağaç olarak bu harekete destek vermek istedik. Sürekli irtibat halinde olduğumuz Çekül Vakfı’nda görev yapan eski velimiz Raife Polat yürüyüş esnasında öğrencilerimizin takması için rozetler ve çocuklarımıza aktarabileceğimiz Belgrad Ormanı ile ilgili bilgiler içeren değerli bir kaynak kitap gönderdi. Yürüyüş öncesinde bu kitaptan yola çıkarak ormanın büyük bölümünü oluşturan meşe ağaçları ve ormanın sevimli ev sahipleri sincaplar hakkında çocuklarla sohbet ettik.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz gün sonunda geldi ve sabah sekiz buçuk gibi yürüyüşümüz başladı. Piknik alanını geçerek ormanın derinliklerine daldık. Önce kendimize uygun bir yer bulup örtülerimizi serdik ve sandviçlerimizi yedik. Çocuklar yanlarında getirdikleri yiyecekleri aralarında paylaştılar. Öğrencilerimizden Mercan Köroğlu ve annesi Ayşe Hanım yanlarında meyve çekirdekleri getirmişlerdi. İleride birer meyve ağacının büyüyeceği hayaliyle bu çekirdekleri toprağa gömdük.

Ardından tekrar yürüyüşe geçtik. Doğa gözlemimiz de başlamış oldu. Yere düşüp yeşermiş meşe palamutlarını gördük. Çantalarımıza tırmanan örümcekleri izledik. Meşe yaprakları topladık. Kelebek, solucan, yusufçuk… Karşımıza çıkan her türlü canlıyı uzun uzun inceledik. Çocuklardan bazıları daha rahat ilerlemek için boylarına uygun birer sopa buldular. Engebeli arazide koşarak, zıplayarak, tırmanarak, ara sıra takılıp düşerek, hiçbir şey olmamış gibi tekrar kalkıp aynı keyifle yürüyerek ilerlediler.  İlerlerken bir yandan da yollarının üzerindeki tüm çöpleri toplayarak doğaya hizmet ettiler.

Uzunca bir yürüyüşün ardından düzlük bir alan bulup bu defa resim molası verdik. Tekrar örtüler serildi. Defterler ve boyalar çıkarıldı. Çocuklar karşılarında uzanan ormanı resmettiler. Bu resimler daha sonra taranıp internet sitelerinde ve bloglarında yayınlamaları için Çekül Vakfı’na gönderilmek üzere toplandı.

Resimlerimizi çizip bir süre daha dinlendikten sonra dönüşe geçtik. Dönüşümüz maceralı oldu. Yanlış bir patikaya girerek başlangıç noktasından epey uzaklaştık. Bu, çocuklar için macera anlamına geldi. Babalarının yön belirleyip doğru yolu bulmalarını büyük bir keyifle izlediler. Kayboldukları ormandan kahramanları sayesinde kolayca çıktılar.

Bizler bu yürüyüşle amacımıza ulaştığımızı düşünüyoruz. Çocuklar tabiatın içerisinde dolu dolu birkaç saat geçirdiler. Keyifleri yüzlerinden okunuyordu. Pek çoğu bu uzun yürüyüşü hiç zorlanmadan, sızlanmadan, hatta bitiyor olmasına üzülerek tamamladılar. Bol bol gözlem yaptılar. Hareket ettiler, enerji harcadılar. Doğaya saygı duymaları ve doğayı korumaları gerektiğini öğrendiler. Aynı zamanda da önemli bir sosyal sorumluluk hareketine destek verdiler. Yürüyüşümüz bittiğinde İstanbul’un doğal hazinelerinden birine sahip çıkmanın keyif ve gururunu paylaştılar.

Biz inanıyoruz ki yeni bir gelenek oluşturuyoruz Küçük Ağaç’ta. Bu pazar günü yürüyüşe katılan tüm velilerimizi tebrik ediyoruz. Çocuklarına birlikte geçirebilecekleri en değerli zamanlardan birini yaşattılar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

http://belgradicinhareket.com/

Leave a comment »

Kitap, Oyuncak, Harita

Bundan yaklaşık üç sene önce, Küçük Ağaç Kütüphanesini kurmaya karar verdik. Okulumuzda bulunan kitapları bir araya getirdik. Bu projemizi bilen veli ve öğrencilerimiz bize destek verdiler, onlardan gelen kitapları kaydettik. Ve kütüphanemizin açılışını yaptık. O günden beri çocuklar her hafta kütüphaneden kitap ödünç alıyorlar, eğitim programları dahilinde kütüphane etkinliklerine katılıyorlar. Aynı zamanda kütüphanemize de destek oluyorlar. Öğrencilerimizin pek çoğu kütüphanemizin bağışçıları arasında yerlerini aldılar bile. Artık okumadıkları kitaplarını okulumuza getirip Küçük Ağaç Kütüphanesi’ne hediye ediyorlar. Bu sayede kütüphanemiz zenginleşiyor, büyüyor. Çocuklar daha geniş bir arşiv içerisinden seçim yapma imkanını yakalıyorlar.

Son birkaç hafta içerisinde öğrencilerimizden yeni kitaplar geldi. Her zaman olduğu gibi gelen kitapların içerisine bağışçılarının adını kaydettik ve onlardan getirdikleri kitapları kısaca arkadaşlarına tanıtmalarını istedik. Onlar büyük bir keyifle tanıtımlarını yaptılar. Sınıf arkadaşları da gözle görülür bir heyecanla onları dinlediler. Sorular sordular. Gelen kitapların raflara yerleştirilmesini sabırsızlıkla beklediler. Kitaplar üzerinden kurulan ilginç sohbetler gözlemledik her defasında.

Son bağışçılarımız Kediler sınıfından Güney Koç ve Seçkin Yaşar, Zebralar sınıfından Doğa Meleş ve Kelebekler sınıfından Kerem Bal oldu. Güney ve Seçkin’in getirdikleri Arabalar filminin kitapları büyük ilgi gördü. Her cuma talep edilen, en çok okunan ve raflarda bulunması zor olan kitaplar arasına girdiler.

DSCF3712

DSCF5034

Doğa Meleş kitaplarla birlikte oyuncaklar da hediye etti okulumuza. O, kitaplarını büyük bir keyifle arkadaşlarına tanıtırken, getirdiği puzzle’lar arkadaşlarının oynaması için sınıflara verildi.

DSC_0043

Kerem Bal’ın getirdiği kitap ise bu hafta sonu gerçekleştireceğimiz doğada yürüyüş organizasyonumuzla ilişkiliydi.  Orman ve ağaç sevgisini konu alan bu kitabı bugün hep birlikte okuduk. Orman şarkısını söyledik.

DSC_0034

Kitapların ve oyuncakların yanı sıra bir de haritamız oldu. Zürafalar sınıfından Zeynep Naz Yiğitbaş okulumuza kocaman bir dünya haritası hediye etti. Bugün kütüphane saatinde haritayı açtık. Önce ükemizi bulduk. Ardından en sevdiğimiz hayvanların yaşadığı bölgeleri inceledik.

DSC_0029

Öğrencilerimizin bağışları sayesinde Küçük Ağaç Kütüphanesi büyümeye devam ediyor. Her birine bu kıymetli hediyelerinden dolayı çok çok teşekkür ediyoruz.

Leave a comment »

Aile katılımları devam ediyor.

Geçtiğimiz haftalarda pek çok misafir ağırladık. Velilerimiz çocuklarının sınıflarını ziyaret ederek birbirinden keyifli aile katılımları gerçekleştirdiler. Sanat ve mutfak etkinlikleri yapıldı, bahçemize çiçekler ekildi ve bir velimiz de hikaye okudu. İşte karşınızda velilerimiz…

Son yazımızdan bu yana ilk aile katılımını Kelebekler sınıfından Bilge Duru İpekoğlu’nun annesi Duygu Hanım gerçekleştirdi. Atölyeye geldiğinde yanında şirin mi şirin arılar getirmişti. Çocuklar bu arıları boyadılar. Ardından Duygu Hanım boncuk makarnalar dağıttı onlara. Ve bu makarnalar yan yana yapıştırıldığında peteklere dönüştü. Ortaya çok güzel bir görüntü çıktı.

IMG_6495 IMG_6505

IMG_6496

Ekmekler temasını işlediğimiz hafta konuğumuz Kediler sınıfından Ada Defne Aydınoğlu’nun babası Enver Bey’di. Beraberinde getirdiği ekmek makinasında, çocukların da yardımıyla lezzetli bir ekmek pişirdi.

DSCF3998

DSCF4022

DSCF4160

Anneler günü öncesinde de bir misafirimiz vardı; Kelebekler sınıfından Eda Kaplan’ın annesi Seda Hanım. Kendisi Eda’nın sınıf arkadaşlarının anneleri için bir sürpriz planlamıştı. Çocukların boyamaları için bir resim getirdi Seda Hanım; anne güvercin ve yavrusu. Önce büyük bir titizlikle bu resimler boyandı. Ardından kesilerek renkli kartonlara yapıştırıldı. Çocuklar resimleri yapıştırdıklarında anne güvercinin kanatlarıyla yavrusuna sarıldığını gördüler. Son olarak Seda Hanım’ın getirdiği sticker’larla kartlarını süslediler. Kartlar hazır olduğunda bir yandan Seda Hanım, diğer yandan Gülizar Öğretmen çocukların kutlama mesajlarını onlar adına yazdılar. Böylece Kelebekler sınıfı öğrencileri annelerine iki ayrı sürpriz hazırlamış oldular.

DSCF5937

DSCF5942

DSCF5956

Zebralar sınıfından Irmak Çakar’ın annesi Esra Hanım aile katılımı kapsamında çocuklarla birlikte okulumuzun ön bahçesine çiçek ekti. Her bir öğrenci için ayrı ayrı çiçekler getirmişti. Onlarla tek tek ilgilendi. Çiçeklerini dikmelerine yardım etti. Son olarak da çiçeklerin etrafına renkli rüzgar güllerini yerleştirdiler.

DSCF6023

DSCF6045

Bir sonraki misafirimiz de yine Zebralar sınıfı velilerindendi. Yaman Talay’ın annesi Sezin Hanım çocuklarla sanat atölyemizde bir araya geldi. Her biri için birer beyaz tişört ve tişörtleri boyamaları için boyalar, kalemler ve baskı malzemeleri getirmişti. Çocuklar tasarladıkları tişörtlerini daha sonrasında evlerine götürdüler. Yazın kendi elleriyle hazırladıkları bu tişörtleri giyebilecekler.

IMG_6799

IMG_6833

IMG_6841

Son misafirimizi bu hafta ağırladık. Bu son misafirimizin bir özelliği vardı. Kendisi Bambiler sınıfının ilk aile katılımını gerçekleştirdi. Ege Eratlı’nın annesi Pınar Hanım çocukları sınıflarında ziyaret ederek onlara Sevgili Arkadaşım kitabını okudu.

DSCF7438

DSCF7443

Velilerimiz harika… Bu yıl birbirinden güzel etkinlikler planlayarak çocuklarla keyifli zaman geçirdiler. Onların bu ziyaretleri bizleri daha da renklendirdi.

Leave a comment »

Haydi giydirelim! (21 Mayıs 2013)

Bu hafta, hazır seramik kaftanları, üzerine peçete yapıştırma ve boyama suretiyle
renklendirdik. Yeni giysiler tasarladık. Şehzade kaftanlarını andıran
seramiklerle çalışmak çok keyifliydi. Çocuklar için küçük yüzeylerde çalışmak
zordur ama miniklerimiz kuyumcu gibi işledi kaftanları. İnce fırçalarla
çalıştık. Simleri de ekledik. Şıkır şıkır oldu kaftanlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Leave a comment »

Cam Ocağı Vakfı

Uzunca bir süredir Cam Ocağı Vakfı’nı gezi programımıza dahil etmeyi planlıyorduk. Sonunda bu planımızı hayata geçirdik ve geçtiğimiz çarşamba günü Cam Ocağı Vakfı’na bir gezi düzenledik. Çocukların üç farklı atölyede üç farklı cam üretim tekniğini gördükleri, yapılan çalışmaları pür dikkat izledikleri ve sonunda yaratıcılıklarını ortaya koyarak kendi eserleri oluşturdukları çok keyifli bir geziydi.

Cam Ocağı Vakfı’nda ilk izlediğimiz çalışma camdan penguen yapımıydı. Önce kırmızı cam çubuğun kor haline geldiğini ve akışkanlık kazandığını gördük. Bizim için pengueni yapan cam ustası elindeki çubuğu sürekli çevirerek camı istediği forma soktu. Gövdeyi ortaya çıkardı. Ardından gövdeye ayaklar, kuyruk ve kanatlar ekledi. Son olarak da penguenin kafasını oluşturarak çalışmasını sonlandırdı.

DSCF6685

DSCF6696

DSCF6693 DSCF6699

İkinci gittiğimiz atölye sıcak cam atölyesiydi. Burada rehberimizin aktardığı bilgiler eşliğinde yine kor halinde ve bal kıvamında olan camdan nasıl vazo, sürahi ve benzeri eşyalar yapıldığını gördük. Cam ustalarının yanmaması için sürekli suya daldırarak kullandıkları tahta kalıplarda camı şekillendirmelerini, daha sonra üfleyerek camı bir balon gibi şişirmelerini izledik.

DSCF6715

DSCF6723 DSCF6725

Son atölyede çalışma sırası bize geldi. Bize verilen kare cam parçalarının üzerine renkli cam parçalarını yerleştirerek birer resim oluşturduk. Çalışmalarımız, daha sonra füzyon tekniği ile birer pano ya da tabağa dönüştürülmek üzere Cam Ocağı’ndan kaldı.

DSCF6752

DSCF6759

Gezimizin sonunda yanımızda getirdiğimiz yeşil soda şişelerini Cam Ocağı Vakfı’ndaki geri dönüşüm kumbarasına bıraktık. Vakıf yetkilileri, bıraktıklarımızın yerine bize önceden preslenerek yassı hale getirilmiş başka soda şişeleri hediye ettiler. Bu şişeleri vermekteki amaçları dikkatimizi geri dönüşümün önemine çekmekti. %100 geri dönüştürülebilen tek malzeme olan camın çöpe değil mutlaka cam kumbaralarına atılması gerektiğini hatırlattılar.

Cam Ocağı Vakfı içerisindeki gezimizi sona erdiğinde öğle yemeği saati gelmiş, karnımız iyiden iyiye acıkmıştı. Riva yolu üzerinde, dere kenarında, yeşillikler içinde bir tesiste öğle yemeği molası verdik. Sabah okulda hazırlanmış olan sandviçlerimizi yedik, ayranlarımızı içtik. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yola çıktık.

DSCF6777

Dönüş yolu üzerinde bir yere daha uğradık. Kediler sınıfından Eren Deniz Volkan’ın babası Cenk Bey’in yönlendirmesiyle tarihi Beykoz On Çeşmeleri (İshak Ağa Çeşmesi’ni) görmek üzere Beykoz’a gittik. Adını sürekli suların aktığı on lülesinden alan bu büyük çeşme hakkında bilgi aldıktan sonra okula dönmek üzere servislerimize bindik.

DSCF6796

DSCF6799

Cam Ocağı Vakfı gezimiz her açıdan çok keyifli geçti. Bizler başta yolun uzunluğunun çocukları yorup yormayacağı konusunda merak içerisindeydik. Boşuna endişelenmişiz. Yol boyu yemyeşil kırları, ormanları seyrettiler, karşılarına çıkan hayvanları birbirlerine gösterdiler. Yetmiş kilometrenin sonunda Vakıf’a ulaştıklarında enerjilerinden hiçbir şey kaybetmemişlerdi. Cam atölyelerinde keyifle dolaştılar, farklı üretim tekniklerini büyük bir dikkatle izlediler. Her bir öğrencimize göstermiş oldukları performanstan dolayı ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: